Zenginlik

 

Nedir Zengin olmak? Zenginlik? Paran olması mı? Ne kadar paran olması o halde, limit, sınır nedir, var mı bir son noktası, sahi nedir zenginlik, bu durumu sorgulayan fakir mi oluyor mesela, zenginin tam tersi mi fakir, fakirlik? Kim fakir kim zengin ki bu dünyada, nasıl netleştirebiliriz bu durumu acaba..

 

Villada oturuyorsan, ünlü bir markanın son modelinin en son paketine sahip araban, manken sevgilisin ve 5 metresin, arada da sosyal medyadan düşürdüğün ya da onlar tarafından yatağa atıldığın vücutlar varsa, ekmek ne kadar bilmiyorsan, fatura hiç görmediysen, mülteci ya da dilenci gibi kötü durumdaki insanlara temizlenmesi gereken pislik gibi bakıyorsan, Yapay dostlukların arkadaşlıkların varsa, ne nedir bilmiyor sadece boş konuşuyor, konuştuğunu da dünyanın en doğru söylemi sanıyorsan, iki köpek havlamasında ya da metroda sana omuz atan adamdan maksimum korkuyorsan, zengin misin ? zenginlik bu mu ?

 

Getirisi yüksek maaşlı bir işim, arabam öyle yada böyle ortalama üstünde bir hayatım varken daha mı zengindim mesela ben ? arabayı bırakıp ilk otobüse bindiğim günü hatırlıyorum, dedim ki kendi kendime ben neleri kaçırmışım yahu! İnsan görmeyi özlemişim. Genel müdürüm “Arabanı özledin mi, eski hayatını” dediğinde -ki kendisi benimle çalışmak istememişti, kovuldum, ya da kovulma yolunda geri adım atmadım diyelim, ara sıra kendisi ile konuşuruz- hiçbir şey hissetmedim pişmanlığa dair.. aksine huzur kaplamıştı içimi artık kendi işimi yapıyordum, patronum yoktu, sorumluluklar belki çok daha fazlaydı, mesai saatim her saat olmuştu ama yine de huzurluydum, kafamı yastığa koyduğumda güzel hayallerim vardı, hala var..

 

Sevdiğin işi yapmak mı ? para kazandığın işi yapmak mı ? işten kasıt para! evet net durum, para, her şey para için mi yoksa her şey sevgi için aşk için mi ? ne yaparsan yap aşk ile yap, peki paraya gelince aşık olduğun işin para etmesi, sanki bir paradoksa yaklaşıyor gibiyiz, ya da bir çıkmaza, ya da çıkar yolu olan ama sabredemediğimiz, anlayamadığımız, acele edip vaz geçtiğimiz bir çıkmaza.. çıkışını bulamayanaların çıkmazı var bu hayatta.. her çıkmazı çıkmaz olmaktan çıkaran bir çıkar yol var, arayıp bulana, sabredip kovalayana, yılmayıp güvenene, aşkı için savaşana, savaşı için dayanana..

 

Zenginlik aslında bir paradigma mı ? bir bakış açısı mı ? mesela sana göre kim zengin ? sana göre zengin olan kendine göre zengin mi, her zenginin bir zengin gördüğü zengin var mı, varsa en zengin kim ? en zengin en zengin olduğunun farkında mı yoksa o da aslında halkanın hemen yanındaki başlangıç olan en fakire mi diyor en zengin ? paradoks ?

 

Tanımlanamayan bir kelimeye yüklediğimiz anlamın peşinde hayatlar harcanıyor mu ? bu koşturmaca, kırdığımız kalpler, acıttığımız yürekler, yediğimiz haklar hep bunun peşinden koşturduğumuz kelime için mi, adil mi, gerekli mi ? bu koşturmaca içerisinde düşünen var mı acaba; hayatımın anlamı ne ? benim hayattaki amacım ne ? en sevdiğim ne, en sevmediğim ne, sevgi ne, aşk ne, hayat ne, kin ne, nefret ne, din ne, yaşamak ne.. okul oku, yasal zorunlukları yerine getir askerlik vb, evlen! Çocuk, ikinci çocuk, faturalar, aidatlar, kiralar vb. vb. koş! koş! nereye kadar koş ? koşudan zevk almak gerekli değil mi ? koşarken etrafa bakmak.

 

Haşmet Babaoğlu’nu çok okurdum bir ara, “her gün evden çıktığında önündeki çınar ağacına bakmaz insan halbuki görse ne kadar güzel, oysaki mutluluğu arar taşınacağı illerde, kıyılarda, sahillerde, içinde olan mutluluğu huzuru!” demişti bir yazısında..

 

Zenginlik bence gerçek değil Fakirliğin gerçek olmadığı gibi.. gerçek olan kalbinden geçen..

 

20:45’de randevum var bugün, Aşkların belki de en güzeli, en sadığı, hiç ayrılmayacak olanı, en azından o beni bırakamaz orası kesin.. dün gece eve dönüş yolundan beri içimde bir heyecan onu görecek olmanın verdiği bir heyecan, anlamsız belki, gece yatarken bile “iyi ki varsın Beşiktaş” deyip uyudum.. şimdi ben zengin miyim ? hiç tanımadığım biri yine akşam koltuğuma oturacak ben son dakika yetişebildiğim için maça, ne yapayım semt çok güzel, çok orijinal, tribünde kaç maçtır herkesle görüşüyorum, konuşuyorum muhabbet sohbet daha kim olduklarını bilmiyorum, sarılıyoruz gol oluyor, zıplıyoruz beste başlıyor, adamın adını bilmiyorum, geçen maç penaltı oldu nasıl stres anlatamam, arkamdan kulağıma eğilen bir bayan gol olucak rahat ol dedi, Q7 attı haklı çıktı valla, erkek arkadaşı ile gelmiş maça ne güzel dedim ya, kız arkadaşlarıyla, sevgileleriyle el ele geliyorlar, formaları giymişler, düşünsene 2 Aşk ! Hatta 3 ! sen onu seviyorsun o seni bir de ikiniz seviyorsunuz Beşiktaşk’ı daha ne olsun be! Eve dönene kadar maç anlarını tartış falan.. kıskanmıyorum haaa, her gördüğüm de maşallah diyorum, nazarlardan korunsunlar diyorum.

Canım hiç balık istemiyor bugün, Totem’i bozacağım diye korkuyorum, yenilirsek suçluluk duygusu ağır olacağı için bir yarım yerim yine sonrası yakıt ikmali !

 

Hadi siz koşmaya devam edin ben de şuan bir Aşk var, ona koşayım..

23.11.2016 Çarşamba, 15:14