Yazılarım

Baya yazmam lazım, konu da çok ama kafa olarak baya yoğun bir dönemdeyim o yüzden zar zor yazabiliyorum desem yeridir. Yazdıklarımı unutmam normal mi bilmiyorum ama yazdığım cümleleri gönderiyorlar bana bazen ya da söylüyorlar, bu arada okunuyormuşum en azından bunu hissetmek güzel, ya da ben kendi yazılarımı okuyorum, sanki ben yazmamışım gibi, nasıl yazıyorum bilmiyorum, oyunlarımı okurken de aynısı oluyor, “Burayı unutmuşum” diyorum, nasıl unutabiliyorum bilmiyorum..

Yazacağım konuları yazdım mı diye bakıyordum, çünkü başlıkları da unutuyorum doğal olarak, unutuyorum değil de aklımda tutmuyorum belki de daha doğru.. sonra bir ikisini okudum, yalan yok ben kendimden etkilendim valla. Enteresan geldi diyeyim. Fazla duyguluyum sanırım, romantik sayılmam, özlemişim ama orası çok belli. Sonra dedim ki yazılarımla ilgili bir şey yazayım en iyisi..

Önce konular geliyor aklıma, sonra kendi kendime yazıyorum düşüncelerimle, kafamda, sonra en son genel de geceleri şuan olduğu gibi, tek başıma masamda, loş bir ışıkta, klavye tık tık sesleri ile yazıyorum.

Yazı’larım var aslında onu fark ettim sana, sana derken aslında tam manasıyla sana değil, zaten sen kimsin o bile belli değil ki, insanlar soruyorlar kimsin diye? bilmiyorum diyorum, çünkü bilmiyorum. Yugoslav bir arkadaşım var Mertoviç, geçen dedim ki ona “Çok özledim be oğlum”,  konuşuyor musunuz dedi, hayır dedim, aradın mı dedi, hayır dedim, iz sürüyor musun dedi, -stalk’un Türkçesi bayılıyorum yazmaya- hayır dedim, abi sen iyi misin bu nasıl özlemek dedi, bilmiyorum dedim. Şimdi mi daha mutlu olursun dedi, görüştüğünde mi? vaay dedim ki güzel soru.. ama cevabı belli “Şimdi”, neden demedi, zira kendisi olmaz olmaz dediği için, çanak bir soru oldu ama onun sorma amacı daha başkaydı, ölümlü dünya neden vakit geçirmiyorsunuz birlikte gibi düşündü, bu yazılardan haberi olmadığı için ben geniş geniş sallayabiliyorum, e güzel.. eğer sevdiğim dediğini seviyorsan, seviyorum diyorsan değil, seviyorsan eğer, onu terk etmek, ondan ayrılmak belki de onunlayken ona yapabileceğin en büyük sevgi olabilir dedim. Ultra saçma gelebilir ama nedense hep ben bu kararı verdikten sonra mutlu olmuşlardır bende dolaylı olarak hem onun hem de üçüncü kişilerin mutluluğuna neden olduğum için iyi hissetmişimdir, iyilik yaptığımı düşünmüşümdür.

Yazı’lar aslında bir geri dönüş beklentisi değil, ya da aman okusun çabası da değil, hiç olmadı da, yazılar aslında ifade edilmesi duyguların, düşüncelerin, hislerin, özlemin, sevginin ve tabi ki aşkın.. gözünün içindeyim ben ya daha ötesi var mı ki yanında olmak isteyeyim düşünsene.. bir insanın bir insanı sevmesi için yanında olması gerekmiyor, çoğu zaman dile getirmişimdir, belki de tekrar oluyor. Öyle olduğuna inanıyorum çünkü. Her zaman seven insanlar kavuşacak diye bir şey yok, hatta çoğu zaman yok. ama duygular hep var, aşk hep var..

Nefesin nefsime karıştı sanırım bunlar hep ondan.. hep ordan.. hep orda hatta..

Yazmayayım mı diye düşündüm, bilmiyorum hala da kararsızım, yani web sayfamda yazılar yazmaktan bahsediyorum, ya da yazıp yayınlamamak belki, çünkü insanlar okuduklarında farklı anlamlar yükleyebiliyorlar, benim anlattığım anlamı anlamalarını beklemek şüphesiz anlamsız kalıyor. Sanki biraz muhasebe yapar gibi hissettim kendimi.

Yazınca sana dokunuyor gibi hissediyorum belki de yazma telaşım ondan, Profesyonel’i izlerken de öyle oluyor sanırım, salonda bir yerlerdesin gibi hissediyorum. Oysa ki kim bilir sen neredesin diyeceğim komik olacak, aç bak diyecekler sonra sosyal medya falan filan, keşke konu bu kadar basit olsa.. sade olsa, halledilebilir olsa..

Gazoz kapaklarım artıyor bu arada, pencerenin yanında yüz otuzu geçtiler sanırım, en sevdiğim içecek sade soda olunca.. altı tanesi iki virgün on beş lira olunca, sen düşün gerisini.. hangisinde kampanya varsa onu alıyorum, farklı tatlar denemek lazım ne de olsa, soda bu çok farklıya !

Bir gün bakacaksın sosyal medya hesaplarımda hareket yok, yazılar yazılmıyor, hatta web sayfasının bile süresi bitmiş, kapanmış. Kopyaladıkların varsa onlar kalacak seninle bana dair, eski mektuplar gibi.. kapaklar hiç değilse elle tutulur, kulaklık gibi, yazının neresini tutacaksın sarılacaksın falan.. neyse benim sorunum değil gibi duruyor. Seni özlerken ve severken başka biriyle olmak nasıl bir duygu acaba? Düşünsene bir insan seni seviyor ve özlüyor ama sen başkasını öpüyorsun, değişik bir şey sanırım.. araba da mı ? ya da evinde, ya da piknikte, konserde belki, yok artık tiyatro olmasın, kıyamammm… Burcu geliyor aklıma, hayal ediyor musun bilmiyorum diye sormuştu, kırılacağımı düşünerek, çekinerek söyledi, ki bence baya haklıydı, çok boktan bir duyguymuş.. alışılabilen çok boktan bir duyguymuş daha doğru olacak sanırım. Sadece öpüşmekle kalmıyor insanlar bu zamanda demeyeyim bence. Konuyu değiştirebiliyor muyuz? Okuyan olarak değiştiremediğinize göre kumanda bende aynı ekrana bakan iki köpek yavrusuyuz arkadaşım.

İnsanların zamanını çalmamak lazım, ama farkında olarak ama olmayarak. Sonuçta herkes her şeyin farkında artık, dolayısıyla olmayacaksa çalma da vaktini.. hırsızın bir çeşidi olma.. olmamak lazım çünkü. Olacaksa onu kalbinde hissedersin, örnek ben, hissetmişim yazıyorum, hissetmemiş olmamış, hırsızlığı tercih etmemişim, kaçmışım. Son derece net bir örnek. Bütün konular birbirine karıştı gibi, son yazımmış gibi hissettim birden, sanki biri hadi artık ne yazacaksan gelecekte toparla canım buraya kadar, demiş gibi..

Ayrılırken vücudunu alıyor gidiyor ya ayrıldığın, ama hayallerini hep bırakıyor.. birlikte kurduğun onlarca hayal var ama o mesaj atmayınca, aramayınca, konuşmayınca sanıyor ki onlar da hep kayboluyor, gidiyor, bitiyor..

Saçlarımda beyaz gördüm bu arada, yirmili yaşlarımda sen otuza kadar yaşarsın diyorlardı, çok kafaya taktığım için ama ne hikmetse eğer hayatta başarılı olduğum konular varsa, ki bence biraz var diye düşünüyorum, o konuların hepsinde bu takıntılı halimi yönettiğim için başarılı olmuşumdur. Saat şuan 04:02 ve ben seni özlüyorum.. geçen rüyamda mesaj atıyordum, ne içtiysem yaramış, net.

Ve evet, şimdi o kapıdan içeri giriyor, seninim diyor, artık birlikteyiz! Ahahahh ne ulan bu? Yeşilçam filmi mi? böyle bir senaryo yok dünyada, yaşamda.. dediğin gibi olacaksa olurdu.. tercih meselesi bu, ben tercih ettim, o tercih etti, herkes acısını, mutluluğunu neyse bilançosu onu yaşayacak. Bugün kızın biri balık sırtı yapmış, yani çok varda, bu arkadaş benziyor, benziyor dediğim benzetmeye çalışıyorum, napim alalala, elimizde bu var şuan, neyse işte, canım sen o saçları çöz diyeyim mi diye düşündüm, sonra onun sen, benim de başka biri olduğumu düşünüp benim bana ne yapabileceğimi düşündüğümde, neyse sormadım da işte..

Dünya ufak diyorlar, gezmediğim yer kalmadı, karşılaşamadık.. yoksa aynı şehirde değil miyiz, aynı ülkede, aynı dünyada.. doğru galiba, anlatılanlar, söylenenler, yaşanılanlar, yazılanlar.. doğru..

Bak ne gördüm instada, iyi insan mutluluk, kötü insan tecrübe, yanlış insan ders, mükemmel insan iz bırakır..

O dans eden kız çok iyi değil miydi? Hani şu yoğurtçu parkında dans gecesi varmış, beyazlı olan kızı diyorum, adamda iyiydi, o dans türünün adı neydi, mecburen yakın iletişim içinde olup erkeğin yönlendirdiği galiba, bir gün bizde öyle dans ederiz diye düşünmüştüm, erkek salaktır buradan geliyor işte, benden, tuşlarla dans bu, klavyenin tuşlarının bütün dünya dansçılarına selamı olsun o zaman..

Daha saçmalayasım var ama bence yeterli, ara yazı olarak kayıtlara geçmeli bence, tekrar okuyup düzeltme yapacak kadar enerjim yok valla.. sesini duysam ses hızında koşarım sana inan arkamda yatak nasıl yatacağım diye düşünüyorum, oha bir de ışığı söndüreceğim.. bak ne diyeceğim sana..

                                          Seni Seviyoreee!!!

                                                                                     Güzel Uyu..

25.05.2017 Perşembe, 04:!9