Vakti Geldi

 

Beğenmedim, net. Perde açıldı, dekorda yer alan parkı aydınlatan direkli lambalar dikkatimi çekti, sonrasında da oturulan 3 bank, Yangın Yerinde Orkideler oyunundaki dekorun aynısıydı birebir, benzeri falan değil aynısı, afişten, fotoğraflardan kontrol ettim, üzüldüm, utandım, seyircinin belki bir çoğu fark etmedi ama bence bu seyirciye yapılan bir saygısızlık, seyirciyi aptal yerine koymak. Madem öyle iki dekoru aynı yapın, hatta matine suare sırayla oynasınlar, yani böyle bir saçmalık olabilir mi ? daha başlar başlamaz oyun sınıfta kaldı.

 

3 adam 1 kadın oynuyor oyunda, 3 adam isimsiz mektupla, tren istasyonunun ıssız, kullanılmayan parkına çağırılıyor, bir kadın geliyor ve sizi ben çağırdım diyor, anneme 30 sene önce askeri darbe, ihtilal yapıldığında, düzensizliği fırsat bilerek tecavüz ettiniz diyor, 3'üde siyasi bir partide yer alıyor, belediye başkanı seçimleri için aday adayları,                1 Profesör, 1 Bürokrat, 1 İş Adamı, kadın hanginiz babam diye sorgulamaya başlıyor, kabul etmiyorlar, sonra partinizin başkanınızın oğlunun nişanlısıyım, belki bir gün partimize başkan olursanız babam olursanız diyor, hepsi benim benim senin baban diyorlar, sonra kız yalan söyledim deyince hepsi geri adım atarak inkar ediyorlar, kadından sıkılıp işini bitirmek için hamle yapıyorlar, kadın silah çekiyor, ki oyunun başında kuru sıkı silah patlayacak anonsu yapılmadı, unutulmaması gereken bir detay, yarın tiyatroyu arayıp söyleyeceğim, birileri uyuyor oyunun tekniğinde..

 

Bu arada Şehir Tiyatroları diye bir şey yok aslında, Darülbedayi ilk kurulduğundaki adı, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu şuan ki adı, olması gereken bu, her ne hikmetse cümlealem Şehir Tiyatroları diyor, yahu tiyatro 1 adet, sahneler çok, durum bu..

 

Afişini görünce oyunun bence hak vereceksiniz.. üzülerek yazıyorum ama neresini tutsan elinde kalır..

 

Sonra kadın silahla tehdit ediyor bu işi çözeceksiniz diyor.. kadın ses kaydı yaptığını dinleterek onlara gösteriyor, alıyorlar silahı elinden, dövüyorlar kadını, -ki ne olursa olsun bu kadına şiddet.. başka yerde olsa sabaha kadar sallarız, eleştiririz, bugün sahnede.. tren istasyonunun parkında, ıssız bir alanda baya 3 erkek kadını dövdü kanlar içinde kaldı, hep beraber izledik.. hatta annesi gibi ona da benim beklediğim gibi tecavüz edilmesini bekleyen izleyiciler olmuş olabilir!

 

Kadın trene binip gidiyor, oyunun başında babam hanginizse ona hediyem dediği küçük kutuyu açıyorlar, bir ses kaydı daha çıkıyor, kadın aslında gazeteciymiş ve onları yakalamış, en ünlü gazeteci olacakmış, arkadaşının başına gelmiş o olay, onlarla başa çıkamayacağı için o da, arkadaşının annesi de, hakkından gelmek için kendisi bu 3 adama plan kurmuş..

 

Yanımda 2 kardeş oturuyordu, 4 bilet almıştık, ben hariç kimse gelemedi,  elektrik kesintisi, trafik sebebiyle ulaşamadı, sandalyede oturuyorlardı bende yanım boş koltuktan izleyebilirsiniz dedim, herkes öyle yaptı salonda, balkondakiler falan indi, Üsküdar Musahipzade Celal sahnesi.. oyun sonunda yanımdaki kardeşlerden biri Sedef “ ne kadar kötü bir oyundu” dedi, o sırada salonun bir bölümü ayakta alkışlıyordu, fuayede yürürken dinledim insanları Oyuncuları alkışlıyorlarmış sinemadan gördükleri yıllardır özledikleri ! oyun umurlarında değil..

 

Elektrikler gitti 2 kere, ilkinde 3 saniye sonra geldi jeneratör devreye girdi, nereye koydularsa sesi geliyordu, ben jeneratör olduğuna şükrettim orası ayrı.. ikinci kez gittiğinde biraz uzun sürdü geri gelmesi 10 saniye kadar, seyirci telefonun lambaları yaktı, oyunculardan biri rolden çıkıp “ biz o ışıkta oynarız “ diyerek şirinlik yaptı, seyirci güldü, şimdi soruyorum, o rolden çıkılır mı hararetli giden o sahnede, bu bir? Senin seyirciyi güldürmeye ihtiyacın mı var, en çok komedi olan, hatta tek komedisi olan rol seninki ? durduğun sahne Darülbedayi'nin, bizim yanıp tutuşup oynayamadığımız, o bu şu vs. 8 milyar çeşitli sebeple oynatılamadığımız sahnedesin, bu ne şımarıklık arkadaş ya, tiyatro sahnesinde olmak tiyatro adabına sahip olmak anlamına gelmiyormuş bugün anladım.. yazık..

 

Yazarı tanırım, bazı oyunlarını izlemişimdir, güzeldir ama bu oyun bir oyun değil onu biliyorum. yapılmak için yapılmış bir oyun. Rejinin de r ‘si yok, bence kendileri o gün gelip oynasa bu performansı en azından sergilerlerdi.

 

Bugün ilk defa emek etmeme rağmen, oyunlar yazmama rağmen bu oyunun oynandığını görmek.. çok ama çok enteresan geldi.. her insan gibi ortada kurulu bir sistemin işlediğini düşündüm. Üzüldüm. Hala da aklıma geldikçe üzülüyorum, yazık. Oyun hakkında 0 bilgi ile gittim, ön yargı olmaması için okumuyorum, bakmıyorum hiçbir detaya.

Şüphesiz tiyatrodur, sahnedir, oyuncudur, emeklerine sağlık sonuçta ortada emek var, ama bu imkanlarla bu emeğin oluşmasını hazmedemiyorum, sorunum bu, çok fazla imkan var, en büyük imkan da seyircileri! Seyircileri var, onları deli gibi izlemeye gelen, biletlerin tamamını alan ve gelen seyirciler.. nasıl bir bohem bu çözemedim, nereden bakıyor bu insanlar hayata anlamak mümkün değil.

 

Bana böyle bir imkan sunulsa biri benim için bu yazıyı yazsa, ben uyuyabilirsem ne olayım ya! Yazı yazmayı bırak, oyun böyle çıksa, ki çıkarken zaten anlarsın da, çıksa seyirciye geçip geçmediğine bakmaz mısın hiç ?

En sonda profesör olan adamlardan biri, intihar edecekmiş gibi yapıp diğerlerini vuruyor..

 

Selam verilirken notu verdim, 0 alkış! İki şak şak o da tiyatroya saygımdan.. gerisi hikaye.. oyunculuk falan da yoktu, “Siktirlan” “Siktirgit” bunu günümüz seyircisine oyunun neresinde söylersen söyle zaten kahkaha alırsın.. küfür ile güldürmek falan neyse ya.. sertleşecek üslubum…

 

İnşallah bir gün onların imkanı bende olur da, onlar trafik var diye köpek gibi metro, marmaray kovalayıp, dizlerime kadar sırf su içinde, tamamım ıslanmış bir vaziyette, su alıp içerek ancak normal solunuma ulaşarak oyunumu izlemeye gelirler, ben onları eve böyle gönderirsem 2 saat dönüş yolu geldim, o oyun benim son oyunum olsun inşallah! Bu kadar diyorum başka da bir şey demiyorum, zamanla görelim..

 

Son söz; Vakti Geldi = Vakit Kaybı

30.12.2016 Cuma, 01:36