Uzun Bıçaklar Gecesi

‘ Söyle O’na ! ‘

Taş gibi oyun, beğendim. Neden taş gibi dediğimi yazımda bulacaksınız diye düşünmekteyim. Dünya Teatro günüydü, ne yapayım oyunum yok, sahneye çıkamıyorum Twitter’da kutlayacak halim yok herhalde, sahneye çıkan emek eden arkadaşlarımız alkışlayacağız tabi ki ! Olması gereken bu, ‘Twitter Tiyatrocusu’ değilim çok şükür. Bu arada arkadaşlarımız diyorum ama ekipten kimseyi tanımıyordum Tiyatro Küp’ten. Ben onlara artık ‘Küp Şekerler’ diyorum.

Sabah arkadaşım aradı Beşiktaş'ta oturuyor, pardon Beşiktaşk'ta !! gel muhakkak çok önemli bir proje var konuşalım, sabah kalktım gittim, zaten sabaha karşı yatıyorum, üç dört saatlik uykuyla gittim, simit aldım bir de! Öğlen yemeği yenirken ben kahvaltı ettiğim için.. neyse işim bitti arayayım dedim yer kaldı mı diye, e malum ücretsiz özel gün sebebiyle, bu arada Tiyatro Küp oyunlarını bir aydır takip ediyorum, ha izleyeceğim ha izleyeceğim bir türlü kısmet olmadı sonunda dedim bu özel güne kısmetmiş! Yer varmış kalktım gittim, salonda sadece benim yanım boştu! Elli kişilik butik bir sahne, alternatif demiyorum oyunu anlatırken anlayacaksınız, bu insanlar alternatif falan değil olamazlar da, kırkdokuz kişi izledik!

Çay ikram ettiler, sanki benim oyunum oynanıyordu o kadar sıcak samimi bir ortamdı valla. Neyse oyun başladı doksan dakika kadar sürdü, Uzun Bıçaklar Gecesi ! oyunda dekor, kostüm, müzik ve yürek olarak hiçbir şeyden kaçınmamışlar, hatta oyun başladı dedim ki kendi kendime ‘ vay anasını satim dedim, bu kadar küçük bir alanda -klasik, italyan sahnelere göre küçük çünkü malum- ne işler çıkabiliyormuş, kocaman sahnelerde sınırsız imkanlarla hiç edilen oyunlar izleyen ben, bu ülkede tiyatro bitmez yıkılmaz, helal olsun! ’

Bana kalırsa o mekanda, o metrekare de ancak bu kadar, ışık, dekor, kostüm olabilirdi, bu şartlarda bu topraklarda, o da olmuş bence, ben tatmin oldum. Hele bir sahnesi var, ilk cümlem bu yazıdaki ‘Söyle O’na’ ef sa ne ! görmeden ölmeyin.. bir sahne daha var o da harika, her sahnesi etkileyici, İran Asıllı yönetmeni, ışığı da iyi biliyor, sağdan soldan ortadan her yerde her bir yerdeydi.. oyunculuklar çok içten, gerçek, samimi ve affetmeyen oyunculuklardı, taklit hiç yoktu, yaşadılar resmen her rolü, ben beğendim, klasik ben, beğendiysem överim, ama bu ekip hak ediyor.. neden mi ?

Oyun bitti, fuaye’ye çıktık, aboow! Ne göreyim, açık büfe.. kekler börekler çaylar! Harikasınız dedim ! 27 Mart bu kadar mı güzel geçerdi arkadaş ya! Ayarlasan olmaz, hiç tanımadığın bir Tiyatroya, sahneye, oyuna, oyunculara, tiyatroya, insanlara, sanata emek eden insanlara gidiyorsun şansına bu kadar güzel geçiyor! Ahahah bitti sanıyorsunuz değil mi ?

Tekrar sahneye geri gittik mi ? gittik ! baya koltuklara geçtik oturduk, hayatımda ilk defa, izlediğim oyundan sonra salona geri dönüp koltuğa geri oturdum, ekip tam kadro sahnede, oturduk muhabbet sohbet, şimdi ben bu sahne istiklal caddesi, taksim, İstanbul’da değil de Paris’te Londra’da desem hiç garipsemezsiniz medeniyet, sanatın beşiği falan dersiniz.. bence oradaki insanlar geleydi de 27 Mart’ta bu oyunu izleselerdi, o akşamı yaşasalardı, bu kadar net söylüyorum..

Genelde afişi kötü olan oyunların kendisi çok güzel oluyor, ekibe de söyledim bunu içtenlikle, hiç de kızmadılar, çok samimilerdi yahu, baya iyisiyle kötüsüyle konuştuk, unutmayacağım bir gün oldu, baam diye ışık da patlamaz mı ? enerji budur dedim !

Sağlam oyun, sağlam oyunculuk, güzel bir akşam geçirmek isterseniz bu oyunu izleyin derim, bir oyunları daha var ‘Fil Adam’ onu da izleyeceğim aynı yönetmen rejisi ile Behzad Fathi..

Abooww!! Az daha unutuyordum.. o kızın sahnede yan profilde söylediği şarkıyı dinlemediniz siz.. ne enteresan dünya! Dinlemeniz lazım oysa ki.. içimde kalmıştı oyun sırasında aklıma gelmişti şimdi yazayım..

Söyle O’na ben hep yazayım olur mu ?

Söyle O’na biz fazla Yeşil’dik!

Söyle O’na ben özledim..

Söyle O’na nerde ki o ?

Söyle O’na söyleyecek milyonlarca söz vardı..

Söyle O’na kokusu sesi bende..

Söyle O’na güzel uyusun..

01.04.2017 Cumartesi, 00:36