Rüya

 

Dün gece hiç uyuyamadım, bütün boynum tutuldu, kalktığımda hala tutuk durumdaydı, omuzlarım feci ağrıyor. Ellerimi ve dişlerimi sıktığımı fark ettim uyurken, ara ara uyanarak rüyaya devam ettim, çok kötü ötesi bir rüyaydı diyebilirim. Hasta oluyorum zira, psikolojik olarak derin etkilendiğim durumlarda bir ya da iki gün yoğun titreme, üşüme geliyor, üstüne bir de halsizlik, resmen yatağa düşürüyor, bir iki günde geçiyor neyse ki.

 

Göğsüme bir kurşun yedim rüyamda, çok enteresandı hakikaten, hep eleştiririm yerli yabancı dizilerde, filmlerde, merminin girdiği yerde hiçbir zaman kan patlamaz gerçek hayatta, rüyamda doğrusunu hayal etmem de sanırım ondandı, o kadar gerçekti, uyandığım da elim göğsümdeydi o kadar inanmışım, kaptırmışım. Kimin ya da nasıl vurulduğumu hatırlamıyorum, hoş mermi de görmedim ama deliği vardı, parmağımı sokup çıkarmaya çalıştım, tek parmağımın girdiği bir yerden nasıl çıkaracaksam mermiyi o da kara komedi, umut işte, can havli!

 

Dolmuşa bindim, sarı dolmuşa Üsküdar'da, eski evimizin, doğduğum evin sokağında başladı olay, küçükken göz doktoruna gittiğim özel bir hastane vardı, orası olmaz dedim müdahale edemezler dedim göz doktoru kalmış sadece aklımda, yine küçükken bileğim kesildiğinde, dükkanın camına girmiştim, benim suçum yoktu kazayla olmuştu, numune hastanesine gitmiştik yine oraya gidelim dedim.

 

Sarı dolmuşun ön koltuğunda oturuyordum, Cuma pazarının kurulduğu sokaktan bizim evin önünden de geçerek hastaneye doğru gittik, ben o sırada neden hala ölmediğimi düşündüm ? kalbimin biraz yanına gelmişti kurşun, kalbimin nerede olduğunu tam olarak biliyorum da sanki! avuntu işte ! delik oradaydı yani, kan akmıyordu hiç, sadece çok sıkıldığım da, daraldığım da ağrıdığı gibi ağrıyordu göğsüm o kadar.

 

Hastaneyi kaçırdık iyi mi! Kadıköye geldik, Haydarpaşanın oraya, indim başka bir dolmuşa bindim, yolcuları iniyordu o sırada, şoföre anlattım, göğsümü gösterdim, adam götürmedi hastaneye iyi mi! Abi ben soförüm olmaz, işim var dedi ! sonra taksi gördüm ona bindim, adama anlattım durumu tarif et hastaneyi dedi, son derece rahatsız edici bir üslupla, iki adamın da yüzü gözümün önün de sanki gerçeklerdi. Hastaneye giderken sanırım öldüm ve uyandım.

 

Bütün vucüdum titriyordu anladım direk hasta olacağımı, psikolojim çok etkilenince böyle oluyor anlıyorum, soğuk bir ter atıyor tüm vucüd, tüm kaslarım kasılıyor. Kalktım lavaboya gidip elimi yüzümü yıkayayım dedim, annem “olay oldu yine” dedi. Televizyonu açmaz olaydım moral iyice sıfıra indi.

 

Gösterim vardı bugün stand up, İptal etmedim, böyle durumlarda daha fazla inat ediyorum sanırım, on bir kişi vardı, altı bilet gerisi belediye kontenjanı var oradan. Harika bir gösteriydi desem yanılmam, neredeyse tek perde iki saati buluyorduk, bitireyim mi dedim, devam dediler, dedim yeter iki saat olacak, bitirelim, anlaştık bitirdik.

 

İyi ki iptal etmemişsin dedi seyircilerde, böyle zamanlarda yılmamak tükenmemek aksine daha da hırslanmak lazım bak biz kalktık geldiler dediler, nasıl duygulandım bir ben biliyorum, ışık sesi ben yaptım tanıdık hiç kimse yoktu bugün, tamamiyle yalnızdım. Sahne, Ben ve Seyirciler. Bugün güzel günlerden biriydi sahne hayatımda, özel diyebilirim. Sahneyi cilalamışlar fark ettim, ben sahneyi bir canlı olarak görüyorum galiba, saygı duyuyorum, bakıyorum, izliyorum, kontrol ediyorum ve seviyorum sanırım ondan..

 

Rüya anlamına falan bakmadım, sevmiyorum bakmayı, içim bayadır sağlam sıkılıyor yalnızlıktan olabilir, bu da onun simgesi olabilir, arkadaş edinmem lazım kendime onu anladım. Mevcutlarla görüşemiyoruz ki, ben şuan olduğu gibi sabaha kadar otur, çalış, yaz, e onlar normal zaman zarfında yaşamlarına devam ediyorlar, hoş hepsi bir tarafa kim benle neden muhabbet etsin, başak burcuyum, gerçi yükselenin etkisi daha fazla, terazi.

 

En çok sarılmayı özlemişim onu fark ettim.

 

Bugün otobüs durağında bir hanımefendi ile sohbet ettik. Kırk beş yaşında, on yedi yıl önce eşinden ayrılmış, 7 yıl içimden atamadım dedi, sonra başka ilişkisi de olmuş tabi ki, o kadar zekası yüksek ve sohbeti güzeldi ki, sanki tanışıyormuşuz gibi hissettim, böyle kadın ile ilgili bir konu yazınca okuyanların aklına gelen şeyler o küçük beyinlerine! neyse geçiyorum!

Çok samimiydi, dürüsttü ne bilim turistik seyahatte yabancı bir turist gibi hissettim onu, oysa ki senin benim kadar bu topraklara aitti. Garipsiyorum artık aydın sohbete sahip insanları, kaldı mı diye o insanlarda, ben kesin başaktır dedim yengeç üstü koç çıktı iyi mi! Telefondan ben baktım hem de yükselenine bilmiyordu.

 

Kızlarla aram yok dedim hiç, “nası ya, şimdi seninle kartal sahile inip piknik yapmıyorlar mı, her şey lüks mü, para mı” dedi. “Ben buna cevap vermiyorum sesli gülerim” dedim, “o kadar mı ya zamane kızları” dedi, “iki durak sonrası bile” dedim. Bence ne kadar kızsam da haklılar, yahu aşk karın mı doyurur? Ev sahibine kira mı öder ? sıfır! Hiçbiri! Sanat neymiş karın mı doyuruyor ki ? tiyatro sinema bunlar ne ki ? para kazanmak lazım, tatiller, hediyeler, lüküs hayat! Vallahi haklılar, kinaye yok bugün. Herkes kendini garanti altına almak ister, en büyük hakları, bir kere geliyorsun dünyaya, ne olacaktı ya, hiç tanımadığın birine mi feda edeceksin ? sebep ? seviyorum aşk! “Hasssiktir derler adama”.. demişliklerini ben çok ve bizzat gördüm..

 

Çocuk olayı kafama takılıyor ara sıra, canım biraz ona da sıkılıyor sanırım, insanlar erken daha neden olmasın diyorlar ama ne bilim filmde, dizide bir aile masanın etrafında oturmaları duygusallık oluşturuyor. Asi’nin de etkisi var tabi, akvaryuma balık almaktan vazgeçtim, "alayım mı balık istiyor musun?" dedim önünde akvaryumun, "al balık ama büyük balık al" dedi, sonra "olta da al ama" dedi! Ahahahah, dedim "oltayla tutulmaz ama onlar", "gel o zaman" dedi, koltuğa oturduk "al o zaman" dedi kraker verdi, ben de saf saf yedim, baksana ne yiyorsun? Balık kraker ! zilli zarife ya! Tutamadık al burdan yürü diyor iyi mi!

 

Burda her taraf bembeyaz, hatta yollar buz düşüyordum yürürken, hava buz, cam açık, kapatmaya halim yok, hapşırıyorum. Cheap Thrills çıktı, bayılıyorum bu şarkıya! ne zaman yazı yazsam, ya Sia, ya LP, kızlar bırakmıyor beni ya..

 

Hayat her şeye rağmen güzel bence, sağlıklıysan güzel, huzurluysan güzel, paran varsa güzel, sevdiklerin seninleyse güzel, seviyorsan seviliyorsan sevişiyorsan güzel, özlüyorsan güzel, özleniyorsan da güzel, günaydın mesajları güzel, iyi geceler mesajları da, ondan bundan değil ama, yani sosyal medya kadrolu bay bayan abazalarını kastetmiyorum.

 

Sevdiğiniz biri varsa kim olursa olsun, arkadaş, eş, dost, akraba sarılın ya olmaz mı, benim için kocaman sarılın, bırak anlamazsa anlamasın o, siz sarılın kocaman, burnunuzu saç diplerine kadar sokun koklayın, göğsünüze bastırın, ellerinize kenetleyin, korkmayın bir şey olmaz, ben denedim daha önce bir şey olmadı.

 

Göz yaşlarındaki tuzu özledim… yazmıyorum daha başlarsam bir bu kadar daha yazı çıkacak o yüzden yarın yazarım yalnızlıkla ilgili orada özlemeye devam ederim sanki özlemiyor muşum gibi!

Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeliymiş,

dün bir cümle okudum “ her şarkının sana çıktığı saatlerdeyim “ yazıyordu!

Sensiz saadet neymiş nereden bileyim hiç tatmadım ki..

Umarım bir ömür böyle özlerim, sen de seninle olanla mutlu mesut bahtiyar olursun.. en büyük aşklar sen hiç istemediğin ummadığın anda seninle, senin olurmuş diye duydum.. umarım seninle olur ama dediğim gibi üstünü örtsün, sen de onun üstünü ört, üşütmeyin ruhlarınızı.. sosyal medyada takip olayı ben de yok, hiç kimseye girip bakamıyorum ama gelinlik ile fotoya her türlü bakarım, e tabi, her kadının bence hakkı, en güzel, seçtiği gelinlik, emret! sadece bunu merak etmem garip değil mi ? diğer merak ettiğim bir milyon şey yokmuş gibi.. uzatıyor gibi hissediyorum.. kaçıyorum ben film falan bakayım uyku yok yine çayı koyup uyuyacağım yakında sabah içilsin diye..

 

Güzel uyu..

18.12.2016 Pazar, 04:27