Medea Kali

H. Zeynep Utku tek kişilik performansını bir kenara bırakarak ayırarak bu yazıyı yazıyorum, aha da baştan söylüyorum, Oyunculuğunu beğendim, gelmesek keşke diyorum ama gelelim oyuna ;

Lise Piyesi,

Musa Uzunların iki dizi, set, film arası DT kadrosunda olduğundan yer almak zorunda olduğu oyun,

Musa Uzunlar adı olmasa rejisinden dolayı bilet satamaz,

İBB Şehir Tiyatrosu ‘Son’ adlı oyunu ile en kötü oyun olmada yarışır,

Musa Uzunlar sahnede sadece geziyor, tek kelimesi yok, afişte adı var, oyun da olmayaydı keşke,

Bilemedim hangisi ile başlayayım bu oyun için size bıraktım ilk cümleyi, beğendim yazsam vallahi iltifat olur bu oyuna, oyun dediğime bakmayın, saniye bir, gol beş, sinevizyon, projeksiyon, yansıtma, her ne zıkkımsa artık adı! Ben ona 'Tiyatro’nun kanseri' diyorum, bir hücrenin işlevini kaybedip kafasına göre takılması ya kanser, işte bu da yönetmenlerin Tiyatroyu bırakıp kafasına göre takılması, Tiyatro’nun kanseri ile başladı oyun, dev ekranda o sunumu, görüntüyü izledikten sonra, yani şöyle diyelim artık yabancı yok aramızda, acemi de yok, benim de lafımı sakınacak, yalakalık yapmak için susacak bir durumum zaten yok, aksine saygı çerçevesinde hakaret etmeden her şeyi söylemek hakkımız, bunu yapamadığımız için Tiyatro bugün bu durumda bu memlekette, saygı çerçevesinde yıllardır ödenekli tiyatrolarda maaş alıp kendi firmasında çalışır gibi çalışan insanlara tek kelime edilemediği için bu hallerde ! Neyse! Sinema izleyerek başladık oyuna, tabi öyle, Tiyatroyu beceremeyenler ne yapacak sinemadan destek alacak, onu koyacak, ne diyeyim başka, dev ekrandan izleyip dönüp sahneye karanlıkta bir oyuncu çıkınca, ister istemez komik oluyor..

Oyun yaş sınırı kesinlikle +18 olması lazım, korku öğeleri içeriyor, ben bile rahatsız oldum bir ara.. tek oyuncu var zaten, o da ağzının dibinde mikrofon bangır bangır bağırmak zorunda kaldı, kulaklarım şişti, beynim şişti ! zaten daracık salon, stüdyo sahne, nedense yer numarası yok, salak saçma bir sistem orası da ayrı, bazen yemin ediyorum ne Özel Tiyatrolar var şu Devlet Tiyatrosu uygulamalarından, salonlarında daha iyi diyorum!

Kadın oyuncunun makyajı da kostümü de güzeldi, oyunculuğu ağzındaki mikrofon olmayaydı, olacaktı, iyi olacaktı.. çünkü biz ne dediğini anlayacaktık mesela ! seyircilere baktım yemin ediyorum bitse de gitsek modundalardı.

Oyunu yirmi yıllık arkadaşımla beraber izledim, biraz fazla tepki vermedin mi dedi bana, çünkü çıkışta bana iyi akşamlar dileyen görevliye eğilip, lise piyesi bu oyunculara söyler misin dedim, ona hitaben söyledi. Bende Mert’e dedim ki, söyle bana şimdi, izledin oyunu aklında ne kaldı dedim, sustum bekledim ne cevap verecek diye, kadının çocukları ölmüş abi dedi, başka dedim, bir tek onu duyabildim, anlayabildim dedi. Beni bırakın sıfırdan seyirci size, oyunun, oyunların en büyük problemi sanatsal olarak anlaşılamamasını geçtim yahu, teknik olarak da anlaşılmıyor, ciddi zulüm! Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi lafı var ya, işte o buradan gelme..

Işıklar olmasa yemin ediyorum oyundan çıkardım, ışıklar hep güzel oluyor DT ‘de, bilmiyorum neden, imkan çok sanırsak ondan, müzik yok zaten, dekor da slayt var işte, yansıtma, sinema yani.. ortadaki şey nedir anlaşılması mümkün değil, içinden toprak çıktı sadece onu gördük.. zorla yazıyorum yemin ediyorum şu yazıyı, o kadar imkan, ışık, müzik, onlarca kalifiye iş gücü, dolgun maaşlar, iş tatmini, bedavaya yakın satılan biletlerle koltukları dolduran seyirci, eee şu oyuna bak ! aklımı yitirmemek elde değil! Hemen adam gibi bir oyuna gitmem lazım dedim kendi kendime çıkışta, sektöre, sanata saygımı yitiriyorum, umutsuzluğa kapılıyorum arkadaş böyle oyunları izleyince!

Musa Uzunlar adını gördüm, dedim gideyim o kadar işimin arasında güzel oyundur, meğer o dizilerde güzelmiş, öyle de kalsın bence, DT ye bakıyorum bir tarafı efsane diğer tarafı kestane ! ne diyeyim yalansa siz söyleyin, Haluk Hoca ‘kötü oyun izlerken, etimi sanki mengeye sıkıştırıyorlar gibi canım acıyor’ dediğin de ben anlamıştım ama bugün hissettim! Ağrıma gidiyor yahu! Köpek gibi kapılarda yemek arar gibi imkan arayan oyuncular yazarlar yönetmenler tanıyorum ben, konuşuyorum, adam gibi adam, kadın gibi kadın hepsi! Bu ne kepazelik arkadaş, bu nasıl bir zihniyet! Benim vergilerimle oynanıyor oyun, halkın vergileri ile oynanıyor, hiç kimsenin anlamadığını iddia ettiğim bir oyun bu, nasıl sahnelenir, hadi sahnelendi, nasıl teknik olarak anlaşılmaz ? sanatsal olarak kısmına daha girmedim bile!

Musa Uzunlar yönetmeni yine oyunun, elinde fener vardı iki tane, oyunun belirli yerlerinde kendi kendine ışık tuttu, basmamak içten değildi kahkahayı zor tuttum kendimi valla! Tam komedi! çıt çıt aç, çıt çıt kapa fenerleri, lastikli, basmalı fener bahsettiklerim. Vallahi ne diyeyim bilmiyorum.. vereceklerini bilsem yemin ediyorum on iki liramızı geri isterim, gerekirse yönetmeni oyuncuları -ki üçüncü oyuncu neden oyuna alındı anlamak mümkün değil, Musa Uzunlar gibi tek repliği yok, sadece sandalyede oturuyor seyircilerin arasında ve lokal ışık vuruyor bazı yerlerde, kadın bir kere dokunuyor, bu kadar- para toplayıp on iki liramızı ödesinler vallahi de billahi de! Ya da başka adam gibi bir oyunun biletini versinler!

Oyunu sanatsal olarak eleştirecek raddeye gelememek ne acı yahu! Dekor kostüm ışık müzik, oyundan bir şey anlaşılmıyor ki! Kadın çıkıyor konuşuyor da konuşuyor! Hamlet’te Işıl Kasapoğlu kırk beşinci dakika da seyirci ışığını açıyordu ya hani seyirci uyumasın diye, aha bunda uyuduk işte, ikisi de tek perde ikisi de tek kişilik oyun, bu oyunda kadın oyuncu dışında Musa Uzunlar sahnede geziyor öylece, diğer arkadaş da oturup bizim gibi oyunu izliyor, tek farkı oyunu izleyip bir de ücret alıyor oyuncu olarak..

Neyse hakikaten zorla, yazmak için yazdığım bir yazı oldu! Mert çıkışta ne bekliyordun ki abi, daha da kötüye gidecek normal dedi, inanamadım ya, insanlara sanatı, tiyatroyu getirttikleri nokta bu olabilir mi ? Bu arada oyunu ayakta alkışlayanlar da vardı, dedim ki şaka mı bu, adam oyuna bakmadı bile oyun sırasında, nasıl ayakta alkışlayabilir, fotoğraf çektirmek için bekleyince düştü jeton, dizilerden da işte..

Musa Uzunlar’dan harika bir oyun, oyunculuk beklerken, sıfır da sıfır elde var sıfır bir şey oldu! İki saat yol git, iki saat dön, atmış dakka oyunu izleme süresi, zaman yanıyorum, onca işim varken ne diye oyuna bilet aldım! Yazıklar olsun bana ne diyeyim ki !?

Son olarak, stüdyo sahneden daha ufak bir sahne varsa orada oynansın bence bu oyun, ne kadar az izleyici olursa o kadar izleyiciyi kurtarmış oluruz !

09.04.2017 Pazar, 01:47