Marko Paşa Müzikali

 

İlk defa izledim Uygurları sahnede, daha önce televizyonda defalarca izledim ama sahnede izlemek ayrıymış, Behzat Abi tezimde tiyatroyu temsilen yer alıyor, görüşme sonrası özel gösterim vardı oyunun, kal izle dedi, izledim.

 

Süresi biraz uzun geldi oyunun, kısalabilir bölümler var diye düşünüyorum. Dekor ve kostümler özel bir tiyatroya göre alımlıydı, ne çok fazla ne çok azdı. Renkler ve hikaye için gerekli olan ne varsa kullanılmıştı. Işıklar fazla iyiydi, banttan da olsa müzikle dans sırasında kullanılan 4 robot ışık enerji katıyordu. Dansların bazıları çok iyi bazıları daha iyi olabilir. Müziklerde aynı şekilde, şarkı sözleri de.

 

Süheyl abiye bir parantez açmazsam hakikaten hakkını yerim, böyle bir performans şekli görmedim ben, Cem abinin yeri ayrıdır, Cem Davran ama Süheyl abi de tiyatrocudur net! oyunda sahnede yer alan herkes tamam hakkını veriyor ama bu adam bir başka, oyun öncesi otururken “Tiyatro Aşkla yapılır” demesinden anlamıştım zaten bir şeyleri, oyunun bir bölümünde teknik bir aksaklık oldu, sözleri söylemeye devam etti ve dans duraksamadı, çok enteresan geldi halbuki normal olan bu belki ama günümüzde dizi de dizi, dizi de dizi peşinde koşturan oyuncularla çevrili olduğumuz için, Tiyatro insanları görünce bitmesin la bu oyun dedim!

 

Profesyonel ve yıllanmış bir tiyatro olduğu sanırım düzenden de belli oluyor, kurallar var, işleyiş var, herkes, teknik oyuncular vs. sahneye hakim herkes orada yani bitse de gitsek durumu yok.

 

Oyunun bir bölümünde Nejat Uygur ne zaman sahneye girecek diye hissettim, o kadar alışmışım ki televizyondan, heh şimdi girer alkış kopar sahneye girince dedim, Necla Uygur’un elini öperken oyuncuyu Nejat Uygur olarak hayal ettim, nasıl duygulandım anlatamam, bence o sahnedeydi, her zaman ailesiyle sahnede, Tiyatro insanları böyle bence hiç inmezler sahneden, o gün o yoktu sahnede hepsi o.

 

Oyunun Nejat Uygur oynarken ki fotoğrafını buldum şimdi, bugün de oynanması ne kadar güzel geldi. Tiyatro ölmüyor işte..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dekor’un 2,5 ton olması ile övünen teknik arkadaş kafama yatmadı, yani biraz dekordan anlıyorsam, o dekor 2,5 ton dan daha az maliyet ve teknikle çözülürdü.

 

Açılış ve kapanış, ilk ve son sahneler efsane, sağlam enerji var. Kapanış en sağlamı diyebilirim, bildiğin efor harcıyorlar. Tek tek kontrol ettim oynanırken oyun kim ne yapıyor, var mı boş veren diye, ıı herkes orada, o yüzden “Ekol” olunması çok normal, adap var, terbiye, düzen, yol yordam, üslup. Ülkemiz için bence artı değer..

 

Salon çok iyi değildi malum hangi salona gitsem giriş, çıkış, sofita röntgen emar çekmeden inmiyorum ama salondur, her oyuna göre olmasa da var olsun, iyidir.

 

Oyunun 2 yerinde tam alkış girecek, dans ve replik biniyor oralarda es verilse seyirciye fırsat verilebilir alkış için. Günümüz şakaları ve siyasi şakalar mükemmeldi.

 

Behzat abi ile ilgili ne yazsam şimdi tezimde yer aldığı için yalakalık olarak algılanacak malum ahmak zekalar ama olsun yapacak bir şey yok.. Adamın yaşı ilerledikçe bir karizma oluyor, sahneye çok gidiyor, saçlar beyaz, stil, tarama, şekil, hareketler, danslarda özellikle, performans çiçekti. Oyunda ağırlığı vardı. En önemli noktalarda hep orada oldu oyunda. Annenin sesini özlemişim be, valla billa, bir konuştu, dedim ki kesin arkasından Nejat Baba’nın sesi gelir! e alışmışım yıllarca..

 

İzleyin isterim, Uygurları sahne de izlemek ayrı bir güzelmiş onu anladım.

28.12.2016 Çarşamba, 20:09