Mağlubiyet

Bir milyon işim var, ama bu yeni odaya geçmem beni sürekli yazmaya itiyor, Tezi yazıyordum bıraktım bu yazıya daldım, yazının konusu geliyor aklıma, belki günlerce önce, sonra deşiyorum da deşiyorum kafamda, örnekler türetiyorum, açıklıyorum da açıklıyorum, yaşıyorum kafamda defalarca, sonra unutamıyorum, hadi boşver bunu da yazma ne olacak diyorum ama yok, bir şekilde rahatsız oluyorum ve sonuç, ya metroda elde telefon, ya da odada bilgisayar başına hücum! Geçen metroda yanımdakiler internet çekmiyor, bu herif kime yazıyorlar diye yazdıklarımı okuyorlardı, gençler web sayfam var  benim, şekerler oradan okusanıza diyemedim tabi, kim niye okusun ya, hayat bu kadar hızlıyken, o kadar yazı okunur mu ? zengin koca zengin hatun lazım, ihtiras lazım, kibir, bencillik, hız lazım, hep daha fazlası, daha fazlası olduğunda, ıı olmaz dahası ! ben alıştım siz de okumayanlar alışırsınız.. şaka maka okuyan varsa onu da kaçıracağım iyi mi, yok yok şakaydı bunlar valla gitme bir yere, sen hep oku beni olmaz mı, sımsıcak sarılmak varken, öpüşmek, koklaşmak, sen hayvan gibi oku buradan sadece olur mu ? taraflardan biri geberene kadar oku!

Nefret ederim mağbuliyetten, gazozuna bırak topu, misket atsak kazanmak isterim, ama şöyle bir fark var o da şu, kesinlikle ve kesinlikle hile yapmadan, hak yemeden, bu bir lütuf değil yanlış anlaşılsın istemem, bu bir tercih, eşit şartlarda kazanmam lazım ki adı galibiyet olsun, aksi halde manevi olarak egom tatmin olmaz, uyuyamam, gerekirse diğer tarafa yardım ederim, gladyatör misali, ikimizin de elinde silah olacak, ya da kaç kişi yarışıyorsak eşit olacak herkes, öyle yok kestirmeden! Rekabet dünyanın en güzel şeyi aslında, güdülenme için bir sebep, yarışmak ya da, rakibe saygılı olmak kadar güzeli var mı, sonuçta kazanan hep bir taraf olacak öyle değil mi, şimdi aklıma geldi, bizim bir ödül töreninde iki filme birincilik ödülü vermişlerdi, buraya kadarmış dedim. Uzatmıyorum sektöre kafayı sokarsak vücudu kaybederiz, çıktım hemen. Bir yerden sonra rekabet edenler büyüyor, işte burası biraz sıkıntı. Yani rakipleriniz devler oluyor, yurt dışından belki çoğu zaman, ve rekabet, kazanan kaybeden, futboldaki gibi doksan dakika da belli olamıyor. İş mi konuşacağım burada ! yok daha neler! Ben ne zaman iş konuşmuşum ki, hep gizli kapaklı, tabi, içten pazarlık! Yalan mı memleket bu hastalıktan kırılıyor, ihtiras hastalığından, farkında değiliz ki, fiziksel olarak herkes tam diye, insanlar göremiyor bu hastalıkları..

Bu dünyanın bir kazananı vardır o da Kadınlar! Biat et rahat et ! diye bir söz var, geçen bir arkadaşım, hanım bir çocuk daha yapsın diye ev istedi, aldım dedi, sonra araba istedi, bir ay bekledik arabayı dedi, şaka mı bu dedim ben, arabayı neden bekliyorsun abi? , o rengi yokmuş, kusura bakmayın vay .. !!! dedim, hadi gene yazmadım ama dedim valla, sonra eee sonuç dedim ben, biliyorum yok çünkü çocuk, bekliyoruz dedi, bu arada ev, araba kimin üstüne söylememe gerek yok.. abi dedim yanlış anlama da, sen gazeteye ilan versen sıra olur, ingilizce verirsen o ilanı hava limanında sıra olur dedim, sonra o sihirli cümleyi kurdu, oğlum sen öyle zannediyorsun ama işin aslı öyle değil dedi, biat et rahat et! Duymadın mı hiç dedi.. yalan yok duymamıştım, duymadım dedim.

Ceylan Ertem çalıyor bir yandan, onun şarkıları ayarlıyorum, çok bir duygulu söylüyor be yeşil yeşil hem de!

Bu arada masadaki herkes evli, Kaan sözlü, o da nişanlı gibi, ciddi düşündüğü bir kız arkadaşı var, ciddi düşünmekte ne klişe cümledir yahu, neyse dağıtmıyorum konuyu.. herkes bu cümleyi duyduktan sonra, yemin ediyorum size, doğal tepki olarak, artık nasıl bir huzur var içlerinde, ya da nasıl bir korku, yılmışlık, Mağlubiyet! varsa hepsi aynen der gibi onayladılar. Şöyle bir düşündüm, tek bekar benim, katıksız bekar hem de saf yani, hayatımda kimse olmayınca böyle oluyor ya o misal, bir telefonla görüşmeler, aramalar, haber vermeler, okuldaki çocuğu yönetir gibi yönetiyorlar valla adamları, bir de şu çok iyi, ben istediğimi yaparım, ederim falan filan atarları bizimkilerde, sanal mastürbasyon bu işte, hayal aleminde kral, Aşkım Arıyor yazdı mı telefonda su boğazında kalıyor, öksürmeler falan. Eleştirmiyorum alakası yok, bir düzenleri var, çoluk çocuğa karışmışlar sorun yok bence hatta destekliyor ve özeniyorum, tamam hanım köylü olarak nitelendirilemeyecek, o kalıba sokulamayacak bir adam olduğum için şuan yalnızım büyük ihtimalle, hatta o şekilde terk-i diyar eyleyeceğim ama olsun, böyle de mutlu olmak lazım olabildiğince..

Ben kabullendim dedim! Bu zamanda benim kafa kalmamış, kimsenin de suçu değil, zaman galip geldi dedim, kadınlar değil! Kadınlar zaten galip arkadaş, zaman galip geldi, ayak uyduracaksın yaşayacaksın, he yaşamıyorsan, ayak uyduramıyorsun, bık bık etmeyeceksin, mızmızlanmayacaksın, homurdanmayacaksın, yalan mı? Bence değil.. mağlubiyet benimse galibiyette sevdiğimin özlediğimin bir de o açıdan bakılırsa, benim mutlu olmam için bir sebep var, tamam şizofrence gelecek size, ya da mantıksızca, ama insan sevmek böyle bir şey değil mi ? sen iyisin o kötü mü olsun ? sen kötüsün o da mı kötü olsun ? herkes iyi olsa mesela olmaz mı ?

Eski sevgili ile ilgili bir yazı yazacaktım, şuan vereceğim örneği oraya mı yazsam diye düşündüm ama madem aklıma geldi, unuturum gider yaz işte dedim. Arabaya bindik yine dört erkek, az önce ki örnek gibi, üniversiteli bir genç var, o daha yolun başında, biraz sonra anlayacaksınız yaşananlardan diğerlerinin. Ben açtım konuyu ama yemin ediyorum hatırlamıyorum hangi cümle ile açtığımı, sanırım şey dedim, pardon pardon şimdi hatırladım, motordayız Üsküdar'a geçiyoruz, nasıl gidiyor hayat dedim evli misiniz, bayadır tanışıyoruz muhabbet edecek vakit olmadı hiç, biri ben bulsam hemen evleneceğim dedi, öyle oluyor mu ya dedim, sonra mevzu kapandı. Arabaya bindik gidiyoruz, nasıl oluyor o dedim buldum hadi evlenelim, sormaz olaydım, roket atar gibi attılar valla cümleleri, diğer arkadaş, benim kız arkadaşım benden ayrıldı, üç ay sonra başkasıyla evlendi dedi, e seninleyken de berabermiş o zaman dedim, diğer arkadaş, yok daha neler ya olmaz öyle şey dedi, aynen onayladı arkadaş, başka nasıl olacak peki, buldun üç ayda nasıl evlenirsin ki dedi? Buraya kadar da bir şey yok, bir daha hayatta sormam valla bu tarz şeyler dersimi aldım, ben bulsam evleneceğim bıktım dedi az önce inandıramadığım arkadaşım, ne oldu ki demeye kalmadan, kız arkadaşım vardı, biz aynı eve falan çıktık her şey yolundaydı abi dedi, bir kaç yıl sonra duşa girdiğin de telefonunu karıştırmam hiç normalde, çalınca bakayım dedim, dedi, mesajlaşmaları gördüm dedi, çıktı sordum tabi durum belli dedi, neyse gerisi erkek konuşması çok da lazım değil şuan.

Özetle benim analizim, düzenden dolayı, ben zaten kaybetmişim şuan haberim olmuş, şuan farkına varmışım. Ben dört çocuklu bir aile düşünürdüm hep kafamda, hani şu erkenden kalkıp öpüşen karı kocalar, sorgusuz sualsiz, sadece beraber bir sabah daha uyanmalarının şerefine, şükredercesine hiçbir şey demeden öpüşen karı kocalar.. sonrasında ufaklıklar odaya dalar, uyuyo numarası yapan şu çiftler işte, çocuklar bir ordan bir ordan saldırırlar, büyük olan atlamaz tabi en sona bırakır, dayanabilir mi bu sevgi seline.. dayanamaz tabi ki.. yem yeşil gözlü çocuklar, oha nası ya mavi de olabilir, belki de zeytin ! Gözünün rengi değil yüreği güzel olsun..

Bu hayallerden o kadar çok var ki, yazmakla bitmez, yaşamakla artar, sen gelene kadar sabreder..

Bütün kadınlar aynı değil, bütün erkekler aynı olmadığı gibi, bütün insanların aynı olmadığı gibi, belli mi olur yarın kazanırım bende senin gibi, neden olmasın ki, hayat bu, benim ilkxxxxxxxx patronum, Şivan benim neden sağım solum belli olmuyor biliyor musun dedi, hıyar olduğunuz için demedim tabi ben, hayatın da sağı solu belli olmuyor demişti, maslak da arabanın içinde.. çok şey öğrendim ondan, sağlam hıyardı ama çok şey öğretti bana, iş hayatında ilk o destek vermiştir. Nasıl başlarsan öyle gider oğlum sen benimle başladın iş hayatına, benim tarzımda iş yapıyorsun, agresif olacaksın hep, bundan sonra işin zor dedi, arabayla şirketten çıkıyorduk, on bir sene önce.. şimdi Kazakistan’da Rus eşiyle yaşıyor.. Amerikan vatandaşı aynı zamanda, on yıl yaşamış orada, ayrı yazmam lazım onu çok anımız var, çok an’ımız var. Mezarıma beni ziyarete gelecek birkaç kişiden birisin dedi birkaç yıl önce biliyorum seviyorsun beni. Şimdi görüşmüyoruz, kızdım onu hıyar yapan iş yapış tarzından dolayı aramız bozuldu, daha da düzelmez bence, hatıralarda bir patron kontenjanında yaşıyor işte. belli mi olur gün gelir denk gelir yemek yeriz, hayat bu..hayatta tek şey belli, o da hiçbir şeyin belli, düzgün, standart olmadığı. Bazen zamanda dolaştığımızı düşünüyorum, Nolan filmi İnterstellar gibi..

Ne yazdım yahu sıkılmadınız mı ? oku oku arkadaş! Buraya kadar geldiyseniz tabi, sıkılıp bırakmış da olabilirsiniz. Bırakın bence sıkıldığınız ne varsa bırakın, ne uğraşacaksınız ki, nasılsa uğraşan biri var! nasılsa savaşan uğruna hayatını veren biri var! siz bırakın, koşun amaçlarınızın peşine, neye gönül verdiyseniz onun peşinden gidin.. siz giderken sizi destekleyen insan işte mağlubiyetinizi kabullenmiş insandır, ama galiptir, galip gelme olasılığı olan, en azından o yolda savaşan siz varsınız çünkü!

Neye göre Mağlubiyet ? kim bilir.. çocuklar kısmı dışında yazı güzeldi bence.. o kısım biraz üzüyor insanı, e malum orta yaş insanı sayılırım artık, sakallar fazla uzadı geçen, metroda bir çocuk yer verdi, arkama baktım bende, teyze amca falan geliyor diye, buyur amca otur dedi bana, kafa mı buluyor diye baktım, yok, yorgun görmüş beni yer verdi it herif! Evet baya it! Bırak ulan ayakta kalayım, amca nedir!! Tatlış ya! Amca diyor kurban olduğum.. benim tam yirmi dokuz çocuğum var aslına bakarsanız bazen üç tane daha geliyor, ara ara otuz iki oluyorlar.. öyle işte..

Bu arada erken yazmaya başladım çünkü artık erken yatıp erken kalkıyorum, evet yaşam saatimi memleket saatine çektim.. düzene girdim.. her şeyim düzgün olunca istemeye gelirler sanırım beni artık.. yalan mı, kızlar istemiyor mu şimdi. Hay kadınlar kadar başıma taş düşsün arkadaş ya! Amma konmuştum bıdı bıdı lak lak lak, yeter ya.. yok da yok falan da filan da, yoksa yok ulan alalalala olmayacak da..oku yaz izle takıl işte sen ne kaldı şurada ebediyete.. bende onu diyorum ya işte..

Sen benim kazandığım Mağlubiyet'imsin..

07.04.2017 Cuma, 22:41