Jennifer’ın Düğünü

 

Devlet Tiyatrosunu özledim, bir oyuna gideyim dedim, hafta içi bir baktım bilet var, enteresan geldi aldım,normalde bilet bulmak ucuz olduğu için çok zor, Profesyonel ’i izlemek istiyorum mesela ama bir türlü tutturamadım bilet!

Bugün 15:00’da izledim Jennifer’ın Düğünü ’nü. Başta söyleyeyim tüm emeği geçen herkesin eline, yüreğine, aklına sağlık, teşekkürler.. Yaşasın Tiyatro Yaşasın Sanat!

 

Amma velakin ; projeksiyon, slayt rekabeti devam ediyor diyebilirim artık, zira teknolojinin sahne sanatlarında ve sanatta kullanılmasını inanılmaz seviyelerde destekleyen ve araştıran biri olarak soruyorum ; salonda oturan seyirci tahmini 25 metrekareye aynı anda ; salonun tüm arka planına yansıttığın görüntüye mi bakar, yoksa tahmini 180 cm yüksekliği 35 cm genişliği olan oyuncuya-oyunculara- mı bakar ? fiyasko..

 

 

Hele oyunun başlangıcı çınar ağacının yansıtılması ve büyültümesi olarak videodan vermişler, güya rüya, yapma tiyatro !? neden yapıyorsun ki ? sinema yap! Git şirkette sunum yap! Nedir bu projeksiyon video aşkının manasız kullanım sevdası anlamak mümkün değil.. senin yerine oyun yapacak onlarca insan tanıyorum ben ve hepsinin de tescilli kaliteli işleri var hali hazırda..

 

Kılıç sahnelerinde yemin ediyorum tutamadım kendimi, gülmekten alamadım.. hiç mi savaş filmi izlemediniz ? hiç mi sahne sanatlarında savaş sahnesi izlemediniz ? kalkanlara vur ses! Kılıçlarla vur ses! Yani diyorlar ki bunlar metal ! peki soruyorum Jennifer’ın tacı yere düştü o neden plastik ? karton ? vb. maddeden yapılmış ? koskoca Bizansın Jennifer’ının tacı altın, çelik, demir vb. sert metal olamadı mı ?

 

Bütün kıyafetler yep yeni , sanki Osman gazi demiş ki bugün yenileyin! Yahu normal oyunlarda tamam eyvallah da, savaş sahnesi çekiyorsun kıyafetler cirlop ? oyuncular genç, mankenlik ajansı çekimi gibi, komik kalıyor, etkileyicilik ambiyans sıfır!

 

Oyunun adı Jennifer’ın Düğünü, Jennifer oyunda ya var ya yok..

Işık tasarımı da uygulaması da bence harikuladeydi, oyun sonu en çok ışıkta emeği geçenleri düşündüm, alkışladım desem yalan olmaz..

 

Matine saati diye sanırım oyuncular pek ciddiye almıyorlar bu saati ben de o saatte izlemeyi çok seviyorum zira oyuncunun er meydanı sahnedir bence saati de matine saatidir..

 

Oyunun bir yerinde –ki Devlet Tiyatrosu oyunlarında az rastlanır bir durum- iki oyuncu aynı anda girdi lafa mizansende yok belli çünkü farkedip sustular, senkronu, lafları karıştırdılar, biri devam etti, diğeri birlikte girdikleri cümleyi başa alıp devam etmedi, yüksek ihtimalle ya blok atladılar ya da repliklerini atladılar.

 

Selam sırasında ilk kez gördüm, önde arkadaşı selama çıkıyor arkada oyuncular aralarında konuşuyorlar, ne kadar çirkin geldi, oyuncunun önce kendine saygısı sonra arkadaşına seyirciye tiyatroya sanata saygısı olmalı. “Bir kereden bir şey olmaz” diyenler varsa zaten he he evet öyle işte tamam canım görüşürüz..

 

İlk defa kulisteki oyuncuların sesi sahnedeki oyuncuların sesini geçti! Hep arkadaşları uyarırım sahneye çıkarken, sıranızı beklerken konuşursanız sesinizin tonunu ayarlayın vs. diye, bu oyunun kadrosu yanılmıyorsam 37 kişi, arkada bir muhabbet döndü aman Allahım! Sahnede Osman Gazi konuşuyor ama arkadaki ses daha net duyuluyor! Kalkanları içerde oyun oynanırken düşürmeleri de çabası, oyun oynanıyor şangur şungur sesler geliyor!

 

Hangi Osmanlı savaşında, hangi Osmanlı tarihinde, Osmanlı ile ilgili hanginin hangisinin hangisinde ; soruyorum, hangi savaşta lider, padişah savaşa, kavgaya katılmayıp yukarda bir yerde bekler izler ? var mı böyle bişey? Osman Gazi seyircinin sol tarafında dekorun üstüne çıkmış savaşı izliyor! Hangi Osmanlı savaşı, kavgası öncesinde Namaz kılınmaz ? Kuran okunmaz ? Allah ağza alınmadan kelam edilmeden gidilir ? görülmüş mü ? duyulmuş mu ? Tekbir getirilmeden gidilir mi ? Müslüman bir devletten, imparatorluktan bahsediyoruz ? oyun yapıyorsun Osmanlı ile ilgili.. bir sahnede adamın yalanını öğrenmek dışında Kuran-ı Kerim yok! Yahu Müslüman bir devleti anlatıyorsun ki Osmanlı sağlam Müslümandı, bunları söyleyince biz yobaz mı oluyoruz ? ya da din taciri mi ? bu gerçek değil mi ? e o zaman neden yok ? Bırak ara alkışı, insanlar selamı beklemeden son sahnede çıkıp gittiler, adı başka, içeriği başka komedi yahu !

 

O zehirlenme sahnesindeki meyvelerin yanındaki koyun eti komedisi nedir ? bence oyunu zorlayın biraz komediye dönsün iş, bence tutar, yakın çünkü, yanılmıyorsam biranın yanında yediğimiz kuru et alınmış onu yedi oyuncular, ciddi komedi o bölüm.. al bir tam tavuk dursun orada yahu! Cüney Arkın filmlerinin hepsinde koyun mu vardı tepside, ara da tavuk vs. koy ne olacak, bundan daha iyidir arkadaş!

 

Müziklerde güzeldi ama reji gereği bir kısımda uyku bastırdı herkesi, çünkü uzadıkça uzadı anlattıkça anlatıyor, yahu uyuduk be adam salonda! Yeter da! anlat bitir geç..

 

Yıllanmış devlet tiyatrosu oyuncuları vardır, bazen denk geliriz, kadın-adam bir selam verir anlarsın zaten, hoşuna gider, üstat der ki ben burdayım.. kafa selamı, hafif öne, kafa aşağı, tam kıvamında..zaten oyunda da anlarsın onun orada olduğunu, belli eder.. bunu niye anlattım ? bugün 5,6 kişi selam veriyorlar hepsi klasik öne eğildi selamını veriyor, bir tanesi bu selamdan verdi, ortalarda, oldum diyor yani, e olmuş ama başka bir şey olmuş!

 

Bu sene özellikle ödenekli tiyatro oyunları kalitesi belki de tarihinde ilk kez öze tiyatro kalitesinin altında kaldı, bu net olarak duyuyorum seyirciden de, sektörde ki arkadaşlardan da, herkesin birbirini karalaması vs klasiktir ama gerçekler de klasiktir, kaçamazsınız, bence bu durum da bir gerçek ve gittikçe özel tiyatrolar daha iyi olacak gibi duruyor. Bolluk için de üretim olmuyor, zorluk içinde üretim oluyor diye düşünüyorum. Özel de insanlar oyun yaparken kılı kırk yarıp, kaynatıp, buharını ayrı, posasını ayrı kullanıp, suyunu da ayrı kullanıyorlar, diğer tarafta “tabi şekerim” “evet hayatım” “harikasın bebeğim” sonuç ortada..

 

Liselere oynanmalı bu oyun, çocuklar yüreklenir, DT’nin oyunu buysa derler, bizim oyunlara da bakacak olursak, biz doğru yoldayız derler, ben olsam derim, dedim de, bugün dedim ki kendi kendime ilk defa, özel tiyatro sahibi olarak ödeneklilerden daha iyi bir yönetim sergilemişim kurulduğundan bu yana.. tabi ki elli bin defa eleştirebilirsiniz beni de tiyatromu da, eleştirinde zaten, eleştiri kadar harika bir şey var mı, gelişimin dayanağı eleştiridir.. Oyuncuların 3 tanesinin ismi yok yazmıyor, foto var isim yok, broşür 2 liraydı sanırım, yani 6 lira oyuna veriyorsun indirimliyse, tam biletse 10, broşüre de ekstra para veriyorsun. Ben hiç alanı görmedim.. görevliye rica ettim isimleri yazılsın diye, oyuncular söyleyemezler ve üzülürler dedim, söyleyemezler çünküsü uzun hikaye, buranın konusu da değil ama söyleyemezler biliyorum, görevli cevap, “onlar memnun”

 

Oyuna 5 dakika kala kapı mı açılır ? 10 dakika geç başlattılar oyunu !?! neyi bekledik, kapı da ekmek kuyruğu gibi 200 kişi bekledi.. bordo takım elbise giydirince herkese, kurumsallık mı oluyor bu ? suratlar beş karış zaten, sanat güler yüz değil midir ? yemin ediyorum oyunu bile izlediklerinden şüpheliyim –ki umarım yanılıyorumdur izlemişlerdir-

DT ve ŞT yi eleştiriyorum, gözlemlerimi paylaşıyorum daha iyi olsun Tiyatro, Sanat diye, gördüklerimi içtenlikle söylüyorum, samimiyetle sonunu ve sonucunu düşünmek olmaz zaten, sonunu düşünen de sanırım kahraman olamıyormuş öyle diyorlar.. İnsanlar aman eleştirme iş gelmez, rol vermezler falan diyorlar, zaten kapı da yatan da yok iş vermek için, iş versinler diye de sektöre girmedik “kimse elma şekeri ile kandırmadı”.. haklı Ragıp abim..

 

Son söz bu olsun, Düğün görmesek düğün diye yutturacaklardı ya bugün !

06.11.2016 Pazar, 22:01