Geçmiş

Aile, sevgili ya da başımızdan geçen hadiseler.. keşkeler.. şöyle olsaydı da böyle olsaydı da.. falan da filan da.. geçmişi affetmek lazım, geçmişle barışmak lazım.. travmaların, yaşatılanların, yaşananların üstüne gitmek ne kadar mantıklı ki ? ne kadar yararı var ? geleceğe etkisi ne kadar iyi ? Tekrar tekrar en beğendiğin filmi açar gibi, müziği çalar gibi düşün baba düşün.. ne gerek var ki ? yok kesinlikle gerek yok.. yaşa hayatını..

anne baba kardeş, akraba aile sorunları ya da sevgili, eş, kadın ya da erkek neyse bir çok yaşanılan, zorla yaşatılan durum,  geçen bir kız arkadaşım "onun çok acı çekmesini istiyorum" dedi, bende "sen çok başarılı ol, o da seni elinde tutamadığı için çok acı çeker manevi olarak zaten" dedim.. mesajla ya da sözlerle, hatta tokatla acı çektirince bitiyor mu her şey ? Bence bitmiyor aksine, nasıl her iletişime geçtiğin de haber aldığında yeni bir boyut kazanıyorsa, işte öyle yeni bir cephe daha açılıyor düşüncelerle.. tekrar tekrar düşünmeye başlıyorsun yine yeniden her şeyi en baştan falan filan.. oysa ne gerek var ki.. yeni bir hayat kurmak, hayatına devam etmek daha mantıklı.

Yaşanan olaylarda tabi travmalar daha farklı olabiliyor, biz geçmiş deyince hep birlikte uyuduğumuz kadını erkeği düşünürüz, malum yoksunluk ve ihtiras doruklarda, hem cinsel olarak hem para olarak.. hadiselere örnek uçak düşme korkusu uçaktayken yaşanan, trafik kazası, köpek vb. hayvanların insanları korkutması gibi gibi bunlarda doktor müdahalesi şart olabiliyor şüphesiz.

Her şekilde barışmak lazım daha doğrusu affetmek lazım geçmişi artık geç'miş demek lazım her şey için..

Acı mı acı, yazarken zevk almıyorum bende insanım ama gerçek bu.. insanlara hep dostlarının onlara doğruyu söyleyeceğini benim ise gerçeği sadece gerçeği söyleyeceğimi söylerim, bazen keşke söylemesem, aklıma gelmeyeydi demeyeydim dediğim oluyor, gerçekler doğrulardan çok daha keskin ve acımasız çünkü, doğru dostuna göre gerçeği yumuşatabiliyor, görecelilik kavramını devreye sokup sevdiğinin yararına “doğru” kelimesi adı altında doğru olmayan şeyleri de söyletebiliyor, ama gerçek sadece gerçek. “Bir şeyi sen mi öyle görüyorsun yoksa o şey gerçekten mi öyle?” derdi eski patronlarımdan biri, her patronumdan sağlam bir şey öğrenmişimdir, tüm şirketlerimde patronlarımla çalıştığımı fark edip dile getirdiğimde, genç girişimci bir gayrimenkul işinde baya iyi durumda olan abim, bunun tesadüf olmadığını söylemişti. Aklıma geldi şuan.

Belki de geçmiş insanı insan yapan değerlerden biri, bu dünyada çekiyorsun bu dünyada yaptığın yanlışların acısını, çektirdiğin acıların rövanş acılarını.. kim bilir, kim bilebilir ? kim nasıl bilsin ? kim niye neden bilsin ? kim bilmek ister ki ? ne nedir ? neden ne oluyor ? nasıl oluyor ? bilsek insan olarak kalır mıyız ki ? 5 duyuyu aştığımız noktada neler olur kim bilir..

İnsan hep kendinde olmayanı arar, diye düşünürüm hep, en hızlı uçak sende olsa, en hızlı giden deniz aracını istersin ya da tam tersi ama hep bir istek, talep.. sonra geçmişi geri istersin, bence en garibi bu ve en tehlikesi, geçmişi istemek, bir şeyin hayatında olmasını istemekten kat ve kat tehlikeli değil mi bu ? olma ihtimali olmayan bir şey bu..

geçmiş hayatında nasıl gelecek olabilir ?

bunun gerçek olabileceğini umarak yaşamak, düşünmek saçmalık değil de ne ? olasılık bilimini baştan sonra sayısız kere denesek, araştırsak etsek filan falan yine de böyle bir ihtimal yok.. olsaydı zaten kafada kurulanlar olurdu.. şimdi ki girişim o düşünceleri hayata geçirme çabası değil onları silip yerine yenilerine izin verme çabası olmalı. Paradoksa girip sıkışıp kalmanın manası yok ki.. hayat akıyor..

dünyadaki en tehlikeli insanlar bence Yazarlar, Hayal edenler.. düşünebiliyor musun hayal ediyorsun ve gerçek olmuyor. Bu bir şaka olmalı diyorsun içinden dışından her yerinden. Ama gerçek bu işte, önünde duran, şuan klavyenin tuşlarına basan ben ve bomboş oda.. gerçek bu..

dejavu denen şey kesin var bence, bazen insanların sesini duyabiliyorum, çok fazla sayıklıyor muşum özellikle bu ara hastaydım baya, dudağımda şov yaparak bir gecede 9 yerden uçukladı.. ateşin etkisiymiş.

Lush Life çıktı, Sia tatilde sanırım, LP ‘de kayıp, çok uykum var ama o kadar yazmam gereken konu var ki ne yapsam bilemiyorum bazen, 24 saat yetmiyor derlerdi, gülerdim doğruymuş, yarın, perşembe, cuma oyunlara gideceğim, çarşamba sinema indirim günüymüş şansa bak sen! Sinemaya da yalnız gitmedim hiç, her şeyin bir ilki olduğunu öğrendim bu ara, uzun zaman sonra yalnız kalmak hayatın farklı bölümlerini de gösterdi, itiraf ediyorum tamam acımasız oldum daha fazla, eski duygusallığım yok, bir de iphone 6s istiyorum kesin..

Geçmişte bir yere dönecek olsam yumurtaya girme anımda arkamdaki kardeşime öncelik tanırdım…

Güzel uyuyorsun biliyorum..

07.02.2017 Salı, 02:51