Fal

 

 

 

 

 

Sakız buldum bugün masada, genelde çiğnemem, açtım paketi, şekersiz sakız, fallılardan da işte sonra bu çıktı.. “Burada da mı rahat yok yahu dedim” ya da ben çok kendime yoruyorum o da olabilir. Şarkıları, dizilerdeki aşkları, filmlerdeki şarkıları sayayım mı daha? O kadar vaktiniz var mı ?

Seni benim yerli yersiz abuk subuk özlemem normal mi? belki de özlediğim sen değilsindir sana göre, kafamdakidir, yarattığım bir karakter.. saçma sapan değil mi bu yazdıklarım, kendi kafasına göre takılıyor, öyle boş boş, bir insan neden yazar ki, okuyanı yoksa.. Amacı yoksa hatta, günümüzde insanlar her şey de bir sebep arıyorlar, iyi ama neden yapıyorsun ? klasikleşen, klişeleşen sorular arasında değil mi ? sana ne denilebiliyor bazen, bazense denmiyor maalesef saygıdan, yaştan dolayı ama artık yaş da biraz ilerlediği için arada uygun cümlelerle ‘atar’ yapılabiliyor tarafımca..

Bana değen yağmur damlalarının hemen arkamdan gökyüzüne çıkıp rüzgarla senin yüzüne falan konduğunu düşünüyorum mesela.. ne kadar çocukça, ahmakça değil mi ? olabilir mi böyle bir şey? Olamaz değil mi ? hadi ispat et o zaman..

Gök gürlediğinde mesela ‘Seni Seviyoree’ diyor belki, illa insan kulağıyla mı işitilmesi lazım.. alakasız değil mi? e hadi ispat et o zaman..

Meselaaaa gece yatarken seni öpüp geri yatağıma, eve gelmediğimi ispat edebilir misin bana sen ? yanağını kaşıyorsun, ne oldu diye, dudağını ısırıyorsun ya da, kulağından öpüyorsam kaşıyorsun, ellerinse içeri sokuyorsun yatağına.. ispat etsene hadi aksini..

Senin ciğerlerinden çıkan nefesin içindeki oksijeni benim ciğerlerimin yakmadığını sen bana bir ispat etsene.. tamam saçma, mantıksız, hatta ohooo çıldırmış bu… kapat kapat kapat.. hepsine tamam.. bir şey diyeceğim, hadi bir ispat etsene..

Aynı turnikeden geçiyoruz belki metrolarda.. aynı koltuğa oturuyoruz belki otobüslerde.. az önce bastığın yere bir sokakta belki ben basıyorum, karıncaların sesleri kısıldı belki de bağırmaktan, “bak şu tarafta” diye..

 Sabah uyandığında işler güçler derler ben neden “İşin yoksa bugün de özle yahu” diyorum.. metroda abuk subuk binlerce insan açılan kapılardan biniyor, metrolar var hani binilen da.. bin işte.. ispata gerek yok biliyorsun da işte..

Ne kadar edilebiliyorsa bir kadınla erkeğin arasında o kadarından daha şiddetlisini etsek de, rekor kırsak da, sen küssen falan konuşmasan günlerce olmaz mı mesela, ya da “seninle konuşmuyorum zıkkım ol” falan derken ben seni öpsem sen kaldığın yerden sövmeye devam etsen, söylenmelere doyamasan ben izlesem olmaz mı seni, sonra nasılsa doğruyu bulup söylediğime gelip bir buse alsak ya yanaklardan.. Senin yerin benim yanım falan değilmiş, bence dünya senin yanındaymış ben aranıza girmeye çalışıyormuşum, sonra sen gidince yer çekimini arar olmuşum.. beni çekmiyor artık hiçbir şey, onu anladım, düşündüm falan demeyeceğim, ben baya baya bunu hissediyorum.

Odanın her tarafı Asi’nin fotoları ile donatılıyor, Mert geçen “Abi biliyor musun, buraya geldiğimde, eşinden ayrılmış bekar bir babasın” gibi hissediyorum, yarıldık tabi gülmekten. Zarifem ya..

Kar yağıyor, kar topu oynayamadık, son bahar var bir fotoğrafımız yok, yaz geldi suya giremeyeceğiz, ilk bahar geldi uyanırken beraber öten kuşların cinsini konuşmadık hiç.. mevsimler kafayı yedi ya.. ciddiyim bak.. dengesizliğe bakar mısın? Neden kar falan yağıyor ki, manasız geldi paylaşmak istedim. Yoksa seni özlemekle falan en ufak ilgisi yok..

O metrodaki kıza söyleyin lütfen ayakkabını giymesin, okulun üst geçidinde saçları senin gibi olan kızda hava yapmasın gerçekten, yıldızla cümle düzeltmek nedir arkadaşlar! Kendinize gelin yaa.. hadi küselim ya, ciddiyim ben, küselim ben yalvarayım, komiklik yapayım, bilmiyorum yapabiliyor muyum, kendimi hiç izlemedim canlı, büyük ihtimalle hiç izleyemeyeceğim, sen ne dersin, yapsam mesela komiklik güler misin, kısılır mı gözler..

Aldığın nefeste ne kadar toz var, zararlı şey var diye analiz edip öyle gönderesim var ciğerlerine.. benimkiler yanıyor seninkiler yanmasın diye değil, maksat hınzırlık işte..

Resim yapamadığıma ilk kez sövüyorum kendime! Haluk Hoca, “Sözün bittiği yerde sanat başlar” demişti. Keşke çizebilseydim, boyayabilseydim, tek renk ama.. tahmin etmesi zor tabi herkes bilemez, nereden bilecek, hissetmeyen, düşünmeyen, bakmayan, görmeyen, sarılmayan kim neyi noluyor ya? Nereye gidiyor bu konu..

Yalnız bir gün bypass olursam doktorun bu yazıyı okumasını çok isterim, bir açıyor göğsümü o da ne bir kadın figürü.. diyor ki ben böyle bir şey görmedim.. heee diyor sonra bu o.. keko ya bak ya “o” , sensin lan işaret sıfatı diyemem tabi de..

Elmaları masada unutmayalım ama lütfen rica ediyorum arkadaşım.. çok konuşma da kurabiye yapsana.. çay benim işim tek geçerim, bir de domates çorbası..

Bir filmde hatırlıyorum adam komada, denize dalıyor ona doğru geliyor kız ve elinden tutarak derinliklere götürüyor, bekleyen herkes üzgün adam mutlu, uyansam diyorum bir gün, yem yeşil bir çimenlikte.. Koruncukta ne eğlenmiştim uçurtma uçurarak, böyle bir şey yok ya! Zamandan birkaç saat çaldım resmen, harika ötesiydi.. aileleri sorunlu çocuklar vardı, orada kalıyorlar, hangimiz sorunluymuşuz ben anladım, ben! kesin, şaka falan değil, 2 ufaklık ip yetiştiremediler, “Abi biz bıktık zaten bu etkinliklerden, üstelik bu uçurtma tahta, bize plastik lazım” demişti.. fotolarım var, hatta uçurtmamın fotosu da var, inanılmazdı.. böyle bir yerde uyansam mesela, sen de olsan orada, uçurtma uçursak, sarılsak, top oynasak, sarılsak, uzansak çimenlere, sarılsak, ne yaparsak yapsak, sarılsak, bir daha ne yaparsak yapsak, sarılsak, sarılsak sonra tekrar sarılsak..

Çocuğun elinden misketlerini almak değil de, çocuğun aklından misketten aldığı mutluluk düşüncesini çalmak oldu benimki.. hak ettim bence sonuna kadar, az bile.. iyi günlerim bunlar biliyorum. Bugün EDHO’da “Çok severse erkek, ne yapacaksın, çok çocuk yapacaksın, peşinden koşacak hepsinin sevmek için, sen takip edeceksin” dedi. Çok iyi değil mi.. düşünsene senden bir tane daha var bu dünyada, hatta iki tane daha, üç belki.. ölümden korkmaya başlarım sanırım.. kesin.. hayatım ısırık almakla, öpücük kondurmakla falan geçer sanırım.

Bütün insanlara sorayım mı seni tanıyorlar mı? sesini duyan var mı? gören var mı? elini sıkan, günaydın diyen, merhaba ya da, sarılacak kadar ayılık yapan, ayı bir hayvandır, gereksiz bilgi.

Ben halimden memnunum sanırım.. insan ne kadar afili cümleler kurarsa kursun, eğer gerçekten seviyorsa yanında olmalıydı, sanırım benim paradoksum bu, o yüzden cezamı zevkle hak etmenin verdiği kabullenmişlik var.. daha çok şey var biliyorum ama ispat etmek gerek.. kokunu ispat etmem gerek mesela, belki başarırsam dünya daha iyi bir yer olur.. neden olmasın ki?

Ufak tefek olan ama o sırada ufak tefek gibi görünmeyen her ne kadar büyük gelen şey varsa gözünüze, bir çırpıda siktiredin! Boşverin gitsin! Baya bildiğin boşverin, o an susun ve seni seviyorum, deyin, basit basit, zor gibi gelir ama değil, yapabilirsiniz, bak önce evde tek başınıza deneyin sonra ona söyleyin..  kıymet bilin çocuğum kıymet..

Kadının sevmesi kadar güzel bir şey yok bence, en çok onu özlüyorum sanırım. Bir kadının bir adamı sevmesi, değil oyun, tezler kitaplar yazsam yıllarca sıkılmam sanırım.

Giderken bir şey bırakmalıydın bence, bütün kokunu, hasretini, özlemini bırak git, diyen oldu mu bilemedim.. ağır olmadı mı bu.. Sensiz yaşamın kullanım kılavuzu mu acaba bu yazdıklarım, ben ortada bir formül falan görmüyorum ki.. boş şeyler bunlar bom boş değil mi ? yok yok ispat et falan demeyeceğim.. kimsenin bir şeyleri ispat etmesine gerek yok..

Sahnede olduğumda önden 7.sıra, sağdan 6. Koltuğa bakmak zorunda mıyım ben, sahil kasabasında denize karşı esen rüzgarın karşısında ifade veren biri gibi, neden orada olamadığını anlatmak zorunda hissetmeli miyim, en mutlu aldığım haberi ilk sana verememenin üzüntüsü ne olacak, akbilim bitti diyelim, ben daha bişey diyemeden şak diye basa yok ki..

Değmesin sana nazar..

Seni Seviyore..

Güzel Uyu..

31.05.2017 Çarşamba, 02:13