Eski Sevgi’li

Yıllarını verirsin sevilmediğini anlarsın, sevildiğini anlarsın yıllarını veremezsin.. işte özeti bu aslında.. insan en çok sevgisini arıyor sanırım, sevip de gerçek olamayan sevgisini belki de.. karanlık oda, bir müzik açsam güzel olur, çünkü sürekli yazdığım kelimeler ile sürekli yazmadığım kelimeleri yazarken ki çıkan tuş sesleri hiç müziğin yerini tutacak gibi durmuyor.. ekranı kapatıp sana sarılmanın yerini ne alır ki.. ne alabilir belki de..

İnsanlar, ayrılamıyorlar çoğu zaman, geçmişinde sevgi duydukları insandan, halbuki biten bitiyor işte, dahası dünya nüfusu baya baya fazla, kadın için yeterince erkek ve erkek için yeterince kadın var diye düşünüyorum. Neden eskiye dönüş peki? Aramak, sormak, internette araştırmak, başarılı oldu mu merakı, beter olsun, kötü olsun, sürünsün isteği, neden acaba? Bilimsel bir araştırma yapılmalı bence, güncel ama, sosyal medya da olmalı içinde.

Güzel bir cümle duydum “Beni onunla (Evleneceği kişi) evlendiriyorsunuz ama onun (Aşık olduğu kişi) üstüne gömeceksiniz”  nasıl.. ef sa ne değil mi.. valla keşke üstüme gömülsen diyeyim ne diyeyim.. ne sevinirim be! Sevinebilme şansım varsa tabi ki..

Bazen damarlarımdan kanımı hiçbir şey kullanmadan çekiyorlarmışcasına, hunharca özlüyorum.. az önce de yaşadım o yüzden yazayım dedim. Yaz geldi mesela, ekoseli bir örtüyü kim serecek? Üşüyecek belki çıplak ayakların, hava sıcak deme akşamları serin oluyor. Ne kadar fazlaydı ki Aşkın maliyeti biz ödeyemedik ? bazen düşünüyorum, ne kadar param olsa, altınım olsa, şuan yaşadığım sensizliği sana çevirebilirim.. bu arada o kadına söyle lütfen senin parfümünden alıp önümden geçmesin bir daha, göremedim kalabalıkta diyemedim ona, ne zannediyorsa kendini..

Eski sevgi ve eski sevgili olarak iki kavram var bana kalırsa, ben ikisini de özlüyorum orası ayrı ama, sevgimi dile getirmeyi de zaten o istedi, bu bağlamda, onun amaçlarına hizmet mi ediyor oluyorum. Bu açıdan bakmamıştım aslında. Sevmeyi sevmek de enteresan belki de. Sevgi eski mi aslında kilit nokta belki de burası. Belki o da seviyordur, özlüyordur neden olamasın ki, ihtimal ihtimal. Düşünsene ya ben sadece yazıyorum afili kelimeler, cümleler, insanlar geçmiş zamanlarda yıllarca beklerlermiş kapıdan girmesini, yüzünü görmeyi, bırak hemen iletişim kurma ihtimalini, yıllarca belki de haber yok.. o zaman daha mı güzeldi acaba her şey, baksana şimdi kıymet bilinmiyor belki de. Ya da ben kıymet bilmiyorum, bu daha doğru oldu. Düşünsene insanlar acımasız, sert yorumlara sahip olduğumu söylüyorlar, ben kendimi bile böyle eleştirirken kimi neden eleştirmeyeyim, yaptığı yanlış karşısında susayım. Neden var mı? belki de ilişkiler bu durumu biraz azaltmak lazım buna katılıyorum ve kendimi haksız buluyorum. Umarım ıslah olurum.

Güzel ayrılmak lazım, iftira atmadan mesela ayrılmak lazım genelde hep ilk yol olarak buna başvuruluyor. Sonrasında bahane bulmamak lazım aramıyorsa aramıyordur, kadın da erkek de bu kısımda biraz zorluk çekiyor bence. Ben fantastik derecede umursamıyorum desem yeridir artık. Ama bunları yazdığıma göre yazdıklarımda yaşanmışlık payları var, yani bende o yollardan geçtim, keşke geçemeseydim de o acılar yaşanmasaydı, umarım okuyana bir faydam olur. Kadın da erkek de bir şekilde “Şimdi ne değişti?” sorusunu sorup sorgulamaya ve arkadaşlara anlatmaya başlıyorlar, ki bence en salak kısım burası, kendisinin daha başarılı bir ilişkisi olmayan biri, başka bir ilişki hakkında siz hesap edin ne der? Ne diyebilir? Tam saçmalık, zaten kadın da erkek de, ben karşımdaki kişiyi seviyorum demeli, onun bunun aklıyla kim kimi nereye kadar sever ki.. vakit kaybı.. kabullenebilmek çok önemli, aramıyorsa aramasın zaten, çünkü zaten aramayan biri arasa da yarın yine aramaz ki. Bu bir döngüdür. Ayrıl ayrıl barış barış, çok duyarsınız etrafınızda saçma ilişkilerdir bunlar, yat kalk tarzına döndü son yıllarda, istasyon gibi kullanıyorlar birbirilerini insanlar, o duraktan başka durağa..

En güzel seçenek net olarak sessiz kalmak ve hayatına devam etmek. O’su bu’su yok bu işin. Gerçekten yok. istediğin kadar kurcala. Meşhur bir hikaye var ya “Tokat atmak isterim” ne diyeyim umarım atarsınız, atarsınız da rahatlarsınız. İnsan bazı şeyleri, bazı şeyler gerçekleşmeden aşamıyor. Zaman akıp gidiyor neyse ki, biraz unutabiliyorsun, ben kendi adıma daha yeni yeni rahatlıyorum ve bir çok sorunu atlatıyorum, reçetesi çok basit, işine odaklan, sürekli işini düşün, çalış, üret ve Aşk’a bağlı kal.. Belki daha kolay atlatabilirdim olsaydın ama Mert’in dediği gibi olsaydın daha büyük sorunlar olacaktı. İstemez miydim, isterdim tabi ki, baya düşündüm, her gün kadar ve hala her gün.. ne geçiyor hiçbir şey, duygulanmak, hüzün, mutluluk ama hep güzel bir umut hayata karşı.

Bu saatte hangi müzik açılır ki tabi ki “Profesyonel”  ne olacaktı ya başka.. oyunun her bir sahnesini düşünüyorum ara ara, aklıma geldikçe, nasıl bir rejiyle oynamalıyım diye, umarım o kadar yaşarım, o oyunu sahneleyecek kadar yaşamam gerekiyor benim, öyle düşünüyorum, öyle inanmışım sanırım.

“Hadi yat artık” demen için yanımda, ne yapmam gerek, kuzey kutbunda donmam, çöllerde kavrulmam, okyanuslarda boğulmam, ormanlarda kaybolmam, ben tüm ihtimalleri yerine getirsem hayat seni bana getirir mi? işte bence “Bütün” olmasa da “Asıl mesel bu”

İnsanlar şişelerin içine kağıt yazıp atıyorlar, ben yağmur damlalarına sıkıştırıyorum, göremiyorsanız benim suçum mu?

Aşk bir suçsa eğer, beni neden yaşatıyorlar, idam abonesi olmam gerekmiyor mu?

Bu dünyaya belki sen gerekliydin ama ben gerekli miyim?

Saçların diyorum..

Genelde insanlar hep eski sevgililerini yeni sevgililerinden ayrıldıklarında arıyorlar sanırım, ben hep öyle gözlemliyorum. Kendine yetememe durumu oradan geliyor sanırım. Yalnızlığın verdiği derin bir hüzün. Kaç gece oldu ben saymadım böyle karanlıklarda yazdığım, kaç kelime, harf oldu onu saymadım, ama bak gazoz kapaklarını saydım 147 olması gerekiyor..

Şörle içtim geçen, Narlı ve Elmalı, el ele tutuşur gibi oldu.. sen anlamazsın, anlamazdın demek istedim. Sana göre hayat hep ihtiraslar hep hedefler mübarek kaptansın sanki.. gemiyi limana ulaştırmaya çalışan bir emektar kaptan.. insan ihtirasları ile evliyse nasıl evlenebilir ki bir daha?

Sıkı özlediğim için sıkı giyinmiyorum bu aralar.. üzerimde bir pelerin gibi taşımak seni daha güzel oluyor belki de. Nasıl piyano çalmış bu adam da anlamak mümkün değil.

Ölmeden insanlarla vedalaşmak isterdim, bilmiyorum neden, bu yazının konusu değil ama son zamanlarda baya baya konseptin dışına çıkan doğaç yazı tekniği olmaya başladı. Ne bilim gidiyorsun ya, veda etmek, ne kadar önemli bence güzel hatırlamak, hatırlanmak, mesela Emre ile neredeyse beş sene olacak, kaç senedir görmedi beni, bugün aklıma geldi, en azından buradan veda etmiş oldum orası da iyi tarafı da, ne bilim bir hoşça kal demek isterim mesela ya da değer verip görüşemediğim insanlara, onlara sevdiğimi, özleyeceğimi, hatta gittiğim yerden kart atacağımı falan söylemek isterdim. Gülsünler tabi, ağlamak da neymiş. Güzel hatırlanmalı insanlar, güzellikleri ile, kokusu burnundayken nasıl ayrılacaksın ki, o da var, doğru.

Bazen bana da olmuyor değil, ne yapıyorsun, iyi misin, bir şeye ihtiyacın var mı, sağlıklı mısın, neredesin, her şey yolunda mı, galan demek istediğim oluyor. Ama bizim ülkemizde dengesi yok bu durumun ve o yüzden sanırım acımasızlık kalıyor. Acımasızca görüşmemek. Oysaki tadında, kararında başarabilen insanlar varsa bunu yapan, ne kadar güzel. Helal olsun. Ben yapmak ister miydim. Kesinlikle hayır. Ben sadece bu şekilde söylenmeyi seviyorum hepsi o. bana göre değil ara ara görüşmek, ara ara, az az, falan bunlar bana göre değil, ya tam ya hiç mantığı daha uygun, çünkü ben onu düşündüğümde, dünyadaki bütün beyinleri toplasanız, toplama ihtimalinizin yüksekliği kadar şansı yok o toplanan beyinlerin seni düşünmesine benim kadar..

Şimdi neredesin acaba? Kesin uyuyorsun da nasıl uyuyorsun acaba.. seni sevmeyi özlemişim sanırım. Yeterine sevememek ile ilgili acı nasıl azalabilir ki. Bazen ne düşündüğünü düşünüyorum, ne hissettiğini, ne düşünmediğini, ne hissetmediğini ama hep yanılıyorum, yanılmasaydım bu satırlar yazılmayacaktı ki. Çok basit sanılıyor, keşke basit olsa diyeceğim belki de çok basit o yüzden çok zor geliyor.

Sanırım bu yazı buraya kadar. Ben gidiyorum seni özlemeye, kendine iyi bak. Üstünü ört. Ve tabi ki güzel uyu..

05.06.2017 Pazartesi, 03:30