Ayrılık

Kendime ve çevremdekilere yaptığım en zor iyilik..

bende ki tanımı bu. Çalıştığım şirketlerimi düşünüyorum, insanlar ne sevindiler ayrılmama, rahatlarını, rantlarını bozuyordum, gelişim yok! her gün aynı işi zevkle yapan insanlar nasıl sevebilir beni ? Çok üzülenler de oldu tabi ki, genelde üst yönetimdekiler oluyordu. Hiç pişman olmadım ama, gelecek var mıydı yok muydu orada, bana, hep ona bakıyordum, maaşımın yirmi yıl çalışsam ne olacağını, yirmi yıl çalışan insanlardan görüyordum, aynı zamanda ne kadar mutlu olduklarını, olamadıklarını ya da..

Söz dinlemek hayatta önem sıramda hep ilk sırada bilmiyorum neden, mesela balıkçıya gidiyorum ne istersiniz diyor, ben ne bileyim patron sensin, sen söyle diyorum, Bora abi geldi aklıma, onunla ne zaman yemek yesek aynısından diyordum garsona. Adam Adanalı, sağlam gurme ne olacaktı ya..

İlişkilerimde de zordu şüphesiz, kadın ağlayınca dünya duruyor bende ama durmamalı, çünkü acısını kötü kalpli ise çıkarıyor bir şekilde. Tabi ki elimde olmuyor o zaman, hesaba göre sevemiyorum ki kadınları sonuçta.

Bazen düşünüyorum az mı emek ettim acaba diye, çabuk mu karar verdim, hızlı mı düşündüm diye, bilemiyorum çok bir objektiflik yok insan ilişkilerinde, kime, neye göre işte..

özlemek her zaman var, var olacak, ayrılmak olsa ne olacak ki, ayrısın diye özlememek saçma olur. neyi özlediğin çok önemli, genelde erkekler çiftleşmeyi özledikleri için, yaradılış öyle, günümüzde ne hikmetse kızlara da sorsan neler der ama yaptıklarına bak birde.. ikisi de insan aynı yolun yolcusu.

Geçenlerde Mert, senin etrafındakiler öyle olduğu için sen böyle karamsarsın dedi, ne yapayım dedim, tüm çevremi mi değiştireyim, ne görüyorsak yaşıyorsak o işte..

Bazen düşünüyorum bana tahammül ettikleri için teşekkür etmem lazım, sürekli hayal eden, kontrol edilemeyen, farklı, ne olacağı belli olmayan, bir şeyler üreten, yazan çizen, girişimci, risk alan, ulan kim niye sevsin beni, deli mi bu kadınlar, en güzelini yapmışlar, kaçıp kurtulmuşlar, hayatlarını kurmuşlar iyi kötü, Başak aslında klasik sıkıntılı biz..

küçük odaya geçtim salonu terk ettim, burası küçük, butik bir ofis gibi oldu, yazdıkça yazasım geliyor, sen düşün arkamda kitap falan okusan, kokun bu odada olsa sen düşün neler yazarım, kurşun kalemle dünyanın üstünden geçerim mesela.. sen güüülll...

kaç dudak lazım kadının sevdiği erkeği unutması için ayrılıklar da mesela ? üç, beş, yedi, on sekiz, kırk altı.. yaşam kalitesine göre değişir sanırım, yani adamı yatında öpüyorsan ya da villasında değişir, ya da sosisli yerken büfede, bence aşk sade ve sadece yüreklerde güzel, hislerde, anlarda, anılarda, yaşamın gizli aralığında..asıl gerçek onlar değil mi ? bana kalan gerçekler onlar en azından.. kalması zorunlu onlar gibi yani, bildiğin fakir edebiyatı aslanım..

bitirsek ya ayrılıkları.. olmaz mı.. geçmişe kocaman bir sünger çeksek o süngeri baya uzağa atsak mesela..

' hadi ben bensiz geleyim, hadi sen sensiz gel '

06.04.2017 Perşembe, 22:22