Ayrılış

Güzel ayrılmak lazım.. neyden ayrılıyorsan ayrıl güzel ayrılmak lazım.. hele bir canlıdan ayrılıyorsan dikkat etmen lazım, nasıl bir televizyona baktığında binlerce pixel’e dikkat ediyorsun ya heh işte öyle dikkat etmen lazım karşındakinin duygularına, geçmişin geleceğin içine etmeme uğruna dikkat etmen lazım, insanlık namına dikkat etmen lazım, inanıyorsan Allah için, inanmıyorsan inandığın değerler için dikkat etmen lazım, kırmamaya, üzmemeye, acıtmamaya dikkat etmen lazım. En çok da kendi huzurun için gelecekte, kendi iç huzurun, mutluluğun için dikkat etmen lazım. Bu dünyada hiçbir şey insanın yanına kâr kalmamış ki senin kalsın, o yüzden dikkat etmek lazım işte. İlahi adalet diye bir şey var, yok diyorsan yoktur, sen kafana göre yaşa, varsa da zaten öyle yaşamıyor musun ki ? değişen bir şey olmayacak insanlar için, değişen hiçbir şey olmuyor ki zaten.. olsun özlemekte güzel, her güzel olanı özlemek kadar güzel.. her özlenen güzel.. her güzel özlenen zaten güzel..

Kadını erkeği yok aslında bu işin, ayrılışın.. ben erkeğim diye sanki karşı cinse laf sokuyormuşum gibi oluyor, o yüzden özellikle son zamanlarda sürekli belirtiyorum. E kalbini kırmamak lazım okuyanların, yanlış anlamaları neticesinde..

Kadıköy’de Akın Abiyi bekliyorum, yazacağım onu da ama ilerde şimdi değil, birikiyor mevzular. Kitap evine gireyim dedim üşüdüm, içeri de çok kitap var ama ilgimi çekmediler, dışarıdakilere bakayım dedim, sanki üşümek için girmemişim gibi, deli olmak böyle bir şey sanırım, ya da dengesiz, stabil hareketli ya da.. neyse bir kitap gördüm adına bakamadım aradı 'geldim' dedi o sırada, arkasını okuyordum yarısını okumuş bulundum, Seks, kadın ve erkeğin ayrışmasıymış, yani cinsiyet demekmiş Latince. Kadın ve Erkek aslında bir kişiymiş ve o zaman yaşayan tanrılar kendi kendine yetebiliyor diye bu kişiyi ikiye ayırmışlar, birine Kadın birine Erkek demişler, o gün bugün kadın, erkeğe, erkek ise kadına gidiyor, arıyor ve bütün olmaya çalışıyormuş, o yüzden birleştiklerinde inanılmaz zevk alıyorlarmış. Dedim ki bende sorun yok! Nassssııı rahatladım bilsen! Ohh be dedim! Özlüyoruz, seviyoruz demek ki doğamızda var! bu kitabın adına nasıl bakmadım dersen dedim ki internette vardır, yok! Evet yok! Gidip bakacağım tekrar kitap evine..

Birbirini bu kadar çeken iki canlı neden düzgün ayrılamaz ki? ya da düzgün ayrılmak ne mesela.. nasıl ayrılabilir insanlar karşılıklı az hasarla? Duştayken cep telefonuna mesaj gelir mi başka birinden ya da birlikte yaşarken ben memlekete gidiyorum deyip başkasıyla aşk budur yazıp foto paylaşmak ve fotodakiyle evlenip çocuk yapılır mı? ya da kuzenimin arkadaşıyla yattım, ismi şu, seksen sekizliydi çocuk, arabası  da vardı, kahve içtik bir iki kere sonra evine gittik, ertesi gün de beni eve bıraktı sonra aradım açmadı, sosyal medyadan whatsapp’tan engelledim sildim görüşmüyorum artık denir mi? ya da seninle çıkıyorum ama daha zengin varlıklı biri olursa mecburum onunla olmaya, ama sana da haber veririm denir mi? ya da ayrıldıktan üç ay sonra başka biriyle evlenilir mi? o kadar çok ya da var ki yeterince iğrençleştiğimi düşünüyorum bu gerçekleşmiş örnekleri aktararak, ne zaman böyle bir iğrenç hatıra duysam o gece kötü rüyalar görüyorum ve sabahı kötü oluyor, kendime gelmekte zorlanıyorum birkaç saat, sanırım duygusal olmakla ilgili, ya da psikolojik hasta olmakla alakalı da olabilir.

Bazen telefonu elime alıyorum farkında değilim telefon defterinde adını arıyorum aramak için nerede bu kız diye iyi mi? ama böyle sanki az önce telefonu kapatmışız gibi, anlam veremiyorum telefonda adın yok, bir de çok mutlu olduğumda aramak istiyorum aynısı oluyor, sonra dank ediyor yahu biz ayrıyız. Sevgili gibi sevmek lazım, hayatının tam ortasına koyup deli gibi sevmemek lazım. Doğrusu bu. Kızın gibi sevmeyeceksin erkeksen, baban gibi değer vermeyeceksin kadınsan.. gerçek bu. Hele ki böyle bir yüzyılda, bu kadar hızlı bir yaşamda, alırlar aklını böyle kalırsın ortada bilgisayarınla, harflerinle.. dili olsa onlarda büyük ihtimalle ‘birader hadi artık yaaa’ derler sanırım.

Bir ara iz sürmek ister gibi oldum, stalk’un Türkçesi, tanıştırayım ‘iz sürmek’, sonra dedim yok artık ya daha neler! Başkasıyla fotosunu, videosunu, hatırasını, anısını, mutluluğunu görünce daha mı mutlu olacağım, cevap veriyorum kısa vade de hayır ama uzun vade de evet, mutlu olduğunu bilmek güzel. Nasıl biliyorum e aramadığına göre mutludur, ben aramıyorum mutlu muyum, değilim, ama ben erkeğim, erkekler dengesiz mahlukatlardır, gerçi en çok seks ihtiyacı için erkekler arar ama, neyse ne işte, herkese göre değişir bu konular. Hem ayrıca hayatının sonuna kadar bir erkeği bekleyen kadın mı var? bir kadını bekleyen erkek mi var? böyle bir cins mi var? e yok. Normali bu zaten, illaki birileri birilerinin hayatında olacak, olmalı da.

Ben geçen baktım Kadıköy’de göremedim seni neredeydin ki sen? Sonra Taksimdeydim, Beşiktaş, Karaköy hiç göremedim seni, anlamadığım şey kaç surata bakacağım seni görebilmek için? Marmaray’ın oradaki o kız saçlarını senin gibi toplamasın lütfen görürsen söyle, hadi topladı o duruş ne öyle, aynı sen! Saçmalığa bak ya.. Allahtan kıyafet seçimi yanlıştı, düşünebiliyor musun ne kadar az kaldığını çevirip hiç tanımadığım bir kadını, sarılıyordum ona, onun hayatında yüksek ihtimalle hiçbir erkeğin onu başkası sanıp büyük bir tutku, sevinç ve özlemle sarılamayacağı sevgi düzeyinde aşk salgılayarak. Ne olup bittiğini anlamayacaktı o ve doğal olarak, hakkı da kızacaktı, belki tokat atacaktı elleriyle saldıracaktı, hırpalayacaktı beni ya da elindeki bir şeyi kafama geçirecekti, e haklı kadın ne diyecektim ona, affedersiniz ama hatta affetmeyin ama ona çok benziyordunuz, ben sadece size masumca sarılmak istedim sanki sizin de bana o olup sarılacakmışçasına kanarcasına ve seri şekilde umut edercesine.. hepsi bu. Yani hepsi buydu. Belki de benim bunları bir saniye içerisinde yaşamam garip olan, saliselerden aylara uzanan özlemi alıp bir saniyenin içine soktum, bu da bir hüner sanırım, değil mi? bu arada ben sürekli sokakları değiştiriyorum rast geliriz diye, balığa çıkmak istiyorum şu lafı söylesinler diye ama söyledikleri an denize değil, senle gittiğimiz yerlere gitmek istiyorum rast gelesi maksimum olan ihtimallerin artması için!

Sıkı sarılmak lazım ayrılmadan önce, sen onun ne dediğine bakma, sen beni oku, dinleyemiyorsunuz o yüzden okumak lazım ya, sen gene de sarıl, başkasıyla yakalasan bile sevdiğini kocaman sarıl, lazım olacak beni dinle, sarılmak güzel. Bana ‘beni hayatta kimse senin kadar sevemeyecek biliyorum’ dedi. Bence en önemli kelime ‘biliyorum’ bu cümledeki, inşallah on kat fazla seveni çıkar samimiyetle söylüyorum, kaç katı bilmem ama ben, benim kadar sevilemeyeceğini biliyorum. Herkes farklı sever, ama çok seven unutturabilir, bazen düşünüyorum çabuk unutturulmak için de bir şeyler yapılmalı, hep arkadaşlar karşı tarafa acı çektirme öğütleri verir ya, unutturmak için de kitaplar falan olmalı, ben öyle çok konuşabilen biri değilim ilişkilerimi ama yapabilenlere hayranım, kadınların kadınlara anlatmasından erkeklerin erkeklere anlatması daha başarılı bence, kadınlar zaten duygusallar kendi duygularına hakim olmazken başka ilişkilere akıl vermek çok zor diye düşünüyorum ve başarısız kılıyor diye düşünüyorum onları ama erkekler ‘seviyorsan ara baba’ ‘gidelim isteyelim kardeşime’ ‘yengede on numara beş yıldız be kanka ondan iyisi can sağlığı’ tarzında sığ dağarcıkta gezdiğimiz için. Şöyle bir düşündüm de ilişki yönetimi bende hiç yokmuş yahu, ya seviyorum ya sevmiyorum ne kadar kolay. Bazen vicdan azabı duyuyorum ama, acaba vaktini mi harcadım, hayallerini mi harcadım ya da az mı emek harcadım, elimden geleni yaptım mı? yapmadım mı? yaptıysam ne kadar daha elimden ne gelirdi? gibi. Bazen şu cümlen aklıma geliyor ‘olacaksa olur, olmuyorsa olmasın zaten’ işin sonu hep böyle bitiyor zaten hayatta, ilişki konusunda bende artık aynı düşüncedeyim sanırım, olmuyorsa olmasın zaten demiyorum ama olmuyorsa olmuyordur diyorum, yıldım sanırım, sevgilim olmayacak ama onda kararlıyım, benim bir daha ayrıldığım bir sevgilim de doğal olarak olamayacak, bu da bir kazanım benim açımdan, korku mu, değil bence çünkü işlere fazla odaklıyım, bir de bir oyun daha yazmak istiyorum etti üç oyun, bir de web sayfamda yazdığım bu yazılar var, tez bitti gibi Doktora olursa orada da bir yoğunluk, hoş hala YDS sonucuma bakmadım orada da bir rekora gidiyorum sanırım, dolayısıyla yoğunum, özlüyorum bu da yeterli. Sevgilim olmayacak ama eşim olsun isterim mesela, paradoksa hoş geldiniz, aile olmak çocukların olması, hep bu Asi’nin yüzünden zaten, hoş kızım gibi benim, bugün kapıyı çaldım fotoğraf makinesini alacağım, anam! Bir ses ! kim o? diye! dedim Asi miydi o? kendisine neden sormuyorsam, benim! dedi, zarife ya, burundan öpeyim mi bir tane diyorum, olmaz kulaktan öp diyor, sonra burundan öp diyor, Bora abi Lyon maçında Beroşun videosunu izletti, tatlış nasıl büyümüş, kendi arabasını sürüyor zilli ya! doğduğunu günü hatırlıyorum temmuzun son günü, doğum öncesi bekleme odasında ablamla muhabbet ediyorduk, bir doğum gününe bile gidemedim orası da ayrı bir dram oldu benim için ama olsun, Allah nazardan saklasın, mutlu mesut güzel bir ömrü olsun, ailesiyle sevdikleriyle. Efe zaten tam Efe oldu artık, dayılanıyor bana erkek çocuğu ya, geçen yap boz yaptık beraber, daha doğrusu bana yaptırdı, en kolay köşeleri koyamıyor, en zor tam ortası şak diye koyuyor, bir ara ben mi bilmiyorum dedim yap boz yapmayı anlamadım gitti.

Ayrılabilmek lazım işin özü, bazen ayrılabilmeyi başarmak lazım, tamam söylüyorum tamam, kendini affetmek lazım, karşı tarafı affetmek lazım ve en önemlisi iletişime geçmemek lazım, ki ben bu konuda başarılıyım. Ne kadar özlesem de gebersem hasretinden,yine de iletişime geçmem sanırım en azından şuan öyle.

Kalben – Sadece dinliyordum, bir ara Selami Şahin – Ben hala deliyim ’i açayım dedim acil vazgeçtim. Malt – Olmaz çalıyor şimdi, Deniz Tekin’de ağır gelir diye düşündüm. Neyse baya yazmışım, arayı açınca böyle oluyor, kaç sayfa tez yazdım hızımı alamadım bir de bu yazı bir iki tane daha yazabilirim aslına konular birikti saatte erken. Seni özlemenin saati mi var ki? Sahi oje sürmedin mi bugün sen, dur çayı koyup geliyorum, sen söyle ben duyarım mutfaktan seni duymadıklarıma saysın ses tellerin, ne deseler duyarım artık ben….

23.04.2017 Pazar, 01:46