Çarşı Faşşolig'e Karşı

Sevgili Yılmaz Abimin kızı Ece, Beşiktaşlı olduğumu hatırlayınca serüven başladı ; Kadıköy Belediyesinin düzenlemiş olduğu kitap fuarında    -ki bence aramız gayet kötü olsa da, benden nefret etseler de, gayet güzel bir iş yapıyorlar bu fuarı düzenleyerek ve geleneksel hale getirip tekrar ederek-  yazarı Haldun Açıksözlü imzalı olarak alıp bana hediye ettiler. Malum tuttuğum takım belli. Bana düşen hızlıca okumak oldu. Öncelikle Beşiktaş adının nereden geldiğini öğrendim ve resmen şaşırdım, resmi olarak bu şaşkınlık söz konusu evet. Dahası ben Beşiktaşlıyım diyen, hatta Beşiktaş’ta oturan kişi kurum ve kuruluşlarında bildiği sanmıyorum. Açıklamayacağım tabi ki merak eden kitabı alsın bir çırpıda okusun, okunuyor, okunmuşluğu var.

Siyasi eleştirileri vb. yaklaşımları her zaman bir kenara bırakmayı araç edindim, sanat halk için, muhalif olmaksa herkese muhalif olmak bana göre, bu bağlamda herkesin bir görüşü vardır o şekilde yorumlayabilir kitabı.

Passolig ile ilgili oldukça yer verilse de kitapta, uygulaması ile ilgili yeterince detay göremedim. Kapılarda geçersiz olarak çalışmayan kartlar sonucu, maç başlayacakken uğraşmanız tek geçişlik kart alma çabası! Benim başıma hiç gelmedi ama çok duydum. Lise fotoğrafım çıktı bir sezon monitörlerde, çünkü ehliyetimdeki fotoğrafımı aldılar “İlla bunu koyalım” diye, “İyi” dedim, sonuç; saç sakal karışmış on beş sene sonraki ben, nasıl tanıyorlar? Hikaye! Fiyasko! Bir kere bilet alayım dedim deplasmana, para yatıramadım, banka bilgi vermedi, hepsi ses kayıtlarında var bankanın, suratıma kapatmışlıkları var telefonu şu soru üzerine “Kiminle görüşüyorum?”.

Şu gerçeği de kimse söylemiyor ama söylemek boynumun borcu, şiddet net olarak azaldı! Eskiden sürekli kavga çıkardı, yan kesicilik, hırsızlık olurdu fazlasıyla hem de, kim ne derse desin, azaldı. Giden bilir maça, net.

Diğer ağırlıksa tabi ki dünyanın efsane taraftar gruplarından biri Çarşı, sosyal projeleri anlatılıyor bolca, ki Van depreminde atkı atılması sonucu kulübe gelen ceza bence bilimsel olarak incelenmeli, günümüzde argo favori tabir var ya hani “ne kafalar yaşanıyor arkadaş!?”

Yeni kurulan alternatif taraftar gruplarından da bahsediliyor, bazı şeyler vardır istemekle, planlamakla olunmaz, spor, sanat, kültür bunların başında gelir. yaşaman lazım, iyisiyle kötüsüyle, bu bağlamda planlayarak kurulan, strateji güdülen her şey bir süre sonra biter, bitmelidir doğası gereği zaten.

Optik Başkan ve diğer üyelere biraz daha fazla değinilmeliydi diye düşündüm, fotoğrafları, biyografilerine yer verilebilirdi. Tamam hepsinin kötü alışkanlıkları olduğunu biliyorum, kimilerine göre kötü insanlar ama onları objektif olarak anlatmak güzel olabilirdi, sadece isimleri ve röportaj ile söylediklerine yer verilmiş.

Fenerli evli bir kadın arkadaşım, eşi de fenerli bu arada fanatik, “Ben çok maçınıza gittim Çarşı’yı izlemeye” demişti. Bu sezon kombinemi yenilememde ki en büyük nedenlerden biri de bu oldu. Tribün bitti. Seneye umarım olur tekrar, bu sefer oradan almak istiyorum, kale arkası olmuyor, özellikle kuzey gözükmüyor.

Birkaç yıl önce bilet gelmişti, takım kötü gidiyor, hiç unutmuyorum, Hakan, Serdar Abim (Kuzen), ben maça gittik. Onlar numaralıya, ben kapalıya. Numaralıdan yeni açığa geçmişler, tam komedi ya! Ertesi gün bir baktım ikisi gazetelerde! “Çılgın Türkler” diye!

Yine bir gün maçta yeni açıkta maç izlerken dalmışım kapalıyı izlemeye, ama öyle güzel tribün yapıyorlardı ki, ef sa ne.. gol olmuş gol!!! Ben golü görmedim arkadaş! Bu bağlamda yeni stat iyi mi oldu derseniz tartışılır.. çünkü futbolun endüstri haline gelmesi ile ilgili çok önemli tespitler var kitapta.

Çarşı içerisinde olan bir çok insanın farklı görüşten, siyasi, etnik kimlikten olduğunu bizzat defalarca gözlemledim, tribünde yanımdaki arkadaşım Hristiyandı, Ermeniydi, diğer yanımdaki beş vakit namazındaydı bu yıldan bahsediyorum, atıp tutmuyorum. Gol olduğunda hunharca, defalarca, acımasızca sarıldık birbirimize Beşiktaşk için! İçinde insan sevgisi olmayan… geçiyorum bu konu derin..

Kitabın sonunda bir dörtlük var, bu yazınında sonu olsun istedim, gerçeklerden kaçamazsın çünkü..

"

Biz ne baharlar gördük senle ne kışlar,

Hiçbir şeyi sevmedik inan senin kadar,

Söyle bize ey hayat var mı böyle aşk,

Durursa burda dursun kalbim BeşiktAşk!

"

22.06.2017 Perşembe, 14:42